Temelcilik-sonrası demokrasi teorisi üzerine notlar: Biraradalık ve antagonizma


Livan H. F.

I. Ulusal Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Kongresi, Kars, Turkey, 5 - 07 March 2020, pp.19

  • Publication Type: Conference Paper / Summary Text
  • City: Kars
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.19

Abstract

Demokrasinin farklı bağlamları göz önüne alındığında, Antik Yunan’ın doğrudan demokrasi tecrübesi ile bu sisteme karşı temkinli olan teorik argümanların yanında, modernite sürecinde yükselen insan hakları, eşitlik, özgürlük, birey, rasyonalite gibi temaların etkisinde temsili/parlamenter/liberal demokrasi argümanlarının ön plana çıktığı görülmektedir. 20. yüzyılın sonları ve içinde bulunduğumuz yüzyılda ise, demokrasi teorisinde klasik görüntülerin ve ideolojik yaklaşımların ötesine geçen perspektiflerin ortaya çıkması kaçınılmaz olmuştur. Zira, bugünün dünyasında geleneksel demokrasi argümanlarının kriz içerisinde olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bu kriz, temsilin ve kurucu özdeşliğin krizi olarak adlandırılabileceği gibi, temelcilik krizi olarak da ifade edilebilir. Bahsi geçen krizin yansımaları politika teorisinin her temasına sirayet etmiş, demokrasinin temelci-olmayan (non- foundational) aynı zamanda temelcilik karşıtı da olmayan (non-anti-foundational) ve/veya temelcilik- sonrası (post-foundational) bir bakışla değerlendirilmesi gereği ortaya çıkmıştır.

Bu çalışmada, öncelikle demokrasi teorisinde başat rol oynayan; uzlaşıya dayalı birarada yaşam imkânı ile şekillenen birleştirici perspektif ile başta dost-düşman karşıtlığı olmak üzere antagonizmanın kurucu olduğu modern demokrasi argümanları ele alınmaktadır. 18. yüzyılda, modernitenin ulus-devletlerinde pratiğe sokulan idealist eşitlik ve özgürlük düşüncesi ile Carl Schmitt’te net bir biçimde ortaya konan dost-düşman antagonizmasının getirdiği politik olan anlayışı üzerine destekleyici ve eleştirel teorik çıkarımlarda demokrasinin muhtevasını belirleyen antagonizma (ve agonizma) düşünceleri modern ve sonrası demokrasi perspektifleri açısından oldukça belirleyicidir. Bu unsurlar etrafında çeşitlenen argümanlar, doğrudan ve temsili demokrasinin yanında müzakereci demokrasi, radikal demokrasi gibi farklı tanımların/yaklaşımların ortaya çıkmasını sağlamıştır. Ancak, her ne kadar temsilin ve özdeşliğin krizinden ve birarada yaşamın imkânından yola çıksa da ortaya konan argümanlarda aşkınsallık, özcülük ve temelcilik problemleri sürmeye devam etmektedir. O halde, odaklanılması gereken husus, Oliver Marchart’ın terimiyle politik fark (political difference) kavramından yola çıkarak bizi temelcilik- sonrasına götürecek olan, olumsallık ve nihaî bir zeminin imkânsızlığı düşüncesine yaslanan, uzlaşı ve çatışma çerçevelerinin yapısöküme uğratıldığı bir demokrasi arayışı olmalıdır. Bu bağlamda, çalışma boyunca, temelcilik-sonrası demokrasi imkânı için geleneksel/temelci ve temelcilik-sonrası demokrasi tartışmalarının ne anlama geldiği ve ne yönlerden sakıncalar barındırdığı değerlendirilmektedir.