Nietzsche ve gezgin: Politikada oluşun olumlanışı


Livan H. F.

Siyasi İlimler Türk Derneği XVII. Lisansüstü Konferansı, Ankara, Turkey, 02 November 2019, pp.167

  • Publication Type: Conference Paper / Summary Text
  • City: Ankara
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.167

Abstract

Politika teorisinde modernitenin geldiği nokta, büyük oranda bir tür krizin varlığıyla birlikte düşünülmektedir. Husserl’in Avrupa Krizi argümanı, Heidegger’in Varlığın Unutuluşu düşüncesi, Nietzsche’nin dekadans tespiti, Foucault’nun iktidar- özne-bilgi ilişkisine dair analizi, Deleuze ve Guattari’nin şizo-analizi, Lyotard’ın büyük anlatıların yıkıldığı bir dönem olarak postmodern durum tanımı, Habermas’ın postmetafizik kavramıyla karşıladığı durum, Derrida’nın dekonstrüksiyonu, Stiegler’in teknik meselesine odaklanarak sunduğu hiper-endüstriyel kapitalizm tespiti gibi kavramlaştırmalar ve teoriler birbirinden farklı içeriklere sahip olmakla birlikte günümüzün sürekli hızlanan ve akışkan muhtevaya sahip dünyasını anlama çabasının ortaya çıkardığı literatürün parçalarıdır. Bu çalışmada, günümüzde yaşanan politik, ontolojik ve epistemolojik değişimi ve gelecek olan yeniyi anlama çabalarına Nietzsche’nin oluşun olumlanışı kavramı temelinde katkı yapılması planlanmaktadır. Buna göre, Platon’dan günümüze uzanan mevcudiyet metafiziği -aşkınlaştırma, sabitleme, temelcilik, özcülük- sorununa işaret eden ilk isimlerden birisi olarak Nietzsche’nin gezgin biyografisi ve gezgin felsefesi, bizi Heidegger’in ifadesiyle inşa etme ve mesken tutma eğiliminden/mecburiyetinden, yani büyük anlatıların ve idea sistematiğinin katılığından özgür kılmaya muktedir olabilmektedir. Sloterdijk’ın dediği gibi, postmodern yaşamın en belirgin özelliklerinden birisi yuva bulamamaktır. Bu tespit sadece küreselleşme bağlamında mekânsal bir tespit değil, aynı zamanda epistemolojik bir tespittir. Çalışma boyunca; mesken tutmanın, yuva bulmanın zorlaştığı bu dönemde, anlam ve hakikati sabitlemeyen, kavramların kalın duvarlarının ötesinde ironi ve olumsallığın oyununa katılabilen, hem teorik hem pratik düzlemde politikayı ve demokrasi meselesini oluşun olumlanışı sayesinde ötekine/başkasına/yabancıya/üçüncü türe açık olmayla ve bu sayede bir arada yaşamın imkânıyla örebilen, her daim karar vermenin biricikliğinden kaynaklanan sorumluluğu üstlenerek ve aynı zamanda evrenselin ufkuna bakmaktan da vazgeçmeyerek adaleti kovalayan bir perspektif, tam da bugün ihtiyaç duyulan bir anlayış olarak Nietzsche’nin gezginliğiyle birlikte ele alınacaktır.