Objective: Drooling negatively impacts the quality of life of individuals with Parkinson's Disease (IwPD), and imposes a burden on caregivers. Therefore, our aim is to examine the quality of life and caregiver burden of IwPD experiencing drooling. Materials and Methods: A prospective study was conducted involving 65 IwPD and their caregivers. IwPD were assessed using the Sialorrhea Clinical Scale for Parkinson's Disease (SCS-PD), and Drooling Frequency and Severity Scale (DFSS), while caregivers were assessed via Zarit Burden Interview (ZBI). Additionally, IwPD were grouped based on disease severity and duration, and their drooling-related quality of life and caregiver burden were compared. Results: Moderate to high positive and significant correlations between SCS-PD, DFSS, and ZBI were found (p<0.05). Participants in the group with longer disease duration and greater severity exhibited higher scores on the outcome measurement tools (SCS-PD, DFSS, ZBI) compared to those in the group with shorter disease duration and lower severity (p<0.01). When comparing the groups with no drooling, moderate drooling, and severe drooling, participants in the severe drooling group showed higher scores on the outcome measurement tools compared to the other two groups (p<0.01). Conclusion: In the present study, relationships were found between drooling and factors such as age, disease duration, and disease severity. These factors influence the drooling frequency and severity, thereby negatively affecting both the drooling-related quality of life of IwPD and the caregiver burden. Therefore, in addition to assessing drooling-related quality of life, caregiver burden should also be evaluated in detail.
Amaç: Salya akması, Parkinson Hastalığı (PH) olan bireylerin yaşam kalitesini ve bakım veren yükünü olumsuz etkiler. Bu nedenle amacımız, salya akması yaşayan bireylerin yaşam kalitesini ve bakım veren yükünü incelemektir. Gereç ve Yöntem: 65 PH olan bireyi ve 65 bakım vereni içeren prospektif bir çalışma yürütülmüştür. Parkinson hastalığı olan bireyler için Siyalore Klinik Ölçeği (PH-SKÖ) ve Salya Akması Sıklığı ve Şiddeti Ölçeği (SASŞÖ) kullanılarak değerlendirilirken, bakım verenler Zarit Bakım Veren Yükü Ölçeği (ZBVYÖ) ile değerlendirilmiştir. Ek olarak, PH’ler hastalık şiddeti ve süresine göre gruplandırılmış ve salya akmasıyla ilişkili yaşam kaliteleri ve bakım veren yükleri karşılaştırılmıştır. Bulgular: PH-SKÖ, SASŞÖ ve ZBVYÖ arasında orta ila yüksek düzeylerde pozitif ve anlamlı korelasyonlar bulunmuştur (p<0,05). Daha uzun hastalık süresi ve daha yüksek şiddete sahip gruptaki katılımcılar, daha kısa hastalık süresi ve daha düşük şiddete sahip gruptaki katılımcılara kıyasla sonuç ölçüm araçlarında (PH-SKÖ, SASŞÖ ve ZBVYÖ) daha yüksek puanlar göstermiştir (p<0,01). Hiç salyası olmayan grupta, orta düzeyde salyası olan ve şiddetli salyası olan gruplar karşılaştırıldığında, şiddetli salyası olan gruptaki katılımcılar diğer iki gruba kıyasla sonuç ölçüm araçlarında daha yüksek puanlar bulunmuştur (p<0,01). Sonuç: Mevcut çalışmada salya akmasıyla yaş, hastalık süresi ve hastalık şiddeti gibi faktörler arasında ilişki bulunmuştur. Bu faktörler salya akması sıklığını ve şiddetini etkileyerek hem PH olan bireylerin salyayla ilgili yaşam kalitesini hem de bakım veren yükünü olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle, salyayla ilgili yaşam kalitesini değerlendirmenin yanı sıra bakım veren yükü de ayrıntılı olarak değerlendirilmelidir.