The Marginalized City: The Distinction between Western and Eastern Cities in Weber


ERDOĞAN U., POYRAZ T.

Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, no.51, pp.188-205, 2023 (Peer-Reviewed Journal) identifier

Abstract

As the history of urbanization is written in a Eurocentric way, Western and Eastern cities are completely separated from each other, and this separation is placed on the ground of a hierarchical relationship. The image of the Eastern city, constructed as the disadvantaged, backward, irrational, traditional other of the Western city, is transformed into the other needed to create the progressive and developed modern city of Europe. In this context, Western metaphysics, which is dominated by dualist thought, feeds a Eurocentric historiography by reflecting the West-East distinction to the urbanization phenomenon. Weber, an Enlightenment thinker, also analyzed the phenomenon of urbanization in a Eurocentric way in his analyzes within the intellectual boundaries of the period. In this study, a deconstructive reading of the urbanization analysis in Weber's "Economy and Society" was carried out, and the Eurocentric intellectual framework in which the West-East opposition was established in the context of urbanization was tried to be revealed. Derrida's deconstruction strategy was guiding in the study, which was acted on with a poststructuralist approach. As a result of the deconstruction, conceptual contradictions in the construction of the marginalized East were revealed and a critical reading of Weber's biased analyzes was carried out. As a result of the study, it has been concluded that the West-East opposition in Weber is based on modern-traditional, rational-irrational, developed-backward, active-passive conceptual contrasts.
Şehirleşmenin tarihi Avrupa-merkezci biçimde yazılırken Batı ve Doğu şehirleri birbirinden tamamen ayrıştırılmakta, bu ayrıştırılma hiyerarşik bir ilişki zeminine yerleştirilmektedir. Batı şehrinin dezavantajlı, geri kalmış, irrasyonel, geleneksel ötekisi olarak inşa edilen Doğu şehri imajı, Avrupa’nın ilerlemeci ve gelişmiş, modern şehrinin yaratılabilmesi için ihtiyaç duyulan ötekiye çevrilmektedir. Bu bağlamda, düalist düşüncenin egemen olduğu Batı metafiziği, Batı-Doğu ayrımının şehirleşme olgusuna da yansıyarak Avrupa-merkezci bir tarihyazımını beslemektedir. Aydınlanmacı bir düşünür olan Weber de, dönemin düşünsel sınırları içinde gerçekleştirdiği analizlerinde şehirleşme olgusunu Avrupa-merkezci biçimde analiz etmiştir. Bu çalışmada da, Weber’in “Ekonomi ve Toplum” adlı eserindeki şehirleşme analizlerinin yapısökümcü bir okuması gerçekleştirilmiş, Batı-Doğu karşıtlığının şehirleşme olgusu bağlamında kurulduğu Avrupa-merkezci düşünsel çerçeve açığa çıkarılmaya çalışılmıştır. Postyapısalcı bir yaklaşımla hareket edilen çalışmada, Derrida’nın yapısöküm stratejisi yol gösterici olmuştur. Gerçekleştirilen yapısöküm neticesinde ötekileştirilen Doğu’nun inşasındaki kavramsal karşıtlıklar ortaya konmuş, Weber’in taraflı analizlerinin eleştirel bir okuması gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonucunda Weber’de Batı-Doğu karşıtlığının modern-geleneksel, rasyonel-irrasyonel, gelişmiş-geri kalmış, aktif-pasif kavramsal karşıtlıkları üzerinde kurulduğu sonucuna ulaşılmıştır.