Sait Faik Abasıyanık’ın Öyküleri Örnekleminde Bir Çeviri Politikası Olarak Yanmetinsellik


Meşeli D., Acar A., Bozkurt S., Sağlam M. Y.

Çağdaş Türk Öykücülüğünün Ustası Sait Faik Abasıyanık (1906-1954) Sempozyumu Bildirileri, Ankara, Türkiye, 14 - 15 Kasım 2024, ss.187-205, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Doi Numarası: 10.32704/9789751751683.2024.0236
  • Basıldığı Şehir: Ankara
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.187-205
  • Hacettepe Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

 Bu çalışmada, Sait Faik Abasıyanık’ın 1936-1954 yılları arasında yayımlanan 40 öyküsü ve bunların Gerhard Meier tarafından Almancaya yapılan çevirileri ele alınmaktadır. Manesse Yayınevi (Zürih) tarafından Bibliothek der Weltliteratur [Dünya Edebiyatı Kütüphanesi] kapsamında, Geschichten aus Istanbul [İstanbul’dan Öyküler] adıyla yayımlanan öykü seçkisinde, çevirmenin izlediği çeviri politikaları bu çalışmanın odak noktasını oluşturmaktadır. Kitap okurken okurların pek görmekten hoşlanmadıkları ancak çevirilerde sıkça karşılaştığımız dipnotlar bu çalışmanın özünü teşkil etmektedir. Yapılan incelemenin ardından, Sait Faik Abasıyanık’ın kaynak metinde dört dipnota yer verdiği, ancak çevirmen Gerhard Meier’in, çeviride bunlardan sadece ikisini koruduğu görülmüştür. Böylece söz konusu çeviri öykü seçkisindeki dipnot sayısı çevirmenin eklediği 122 dipnot ile birlikte toplam 124’e yükselmiştir. Betimleyici çeviribilim çerçevesinde incelenen dipnotların, kaynak kültüre ait dağ, nehir, şehir, köprü, semt gibi coğrafi ögelere ilişkin açıklamalar; yabancı dilde yer verilmiş dilsel ögelere ilişkin açıklamalar; savaş, demografik yapı, il/ ilçe/semtlerin tarih içindeki rolleri ve önemlerine ilişkin açıklamalar; müzik enstrümanları, folklor, ırk, milliyet gibi etnografik ögelere ilişkin açıklamalar; sanatçı, yazar, şair ve bunların eserlerine ilişkin açıklamalar; yiyecek, içecek, ev, süs eşyası, araç-gereç, taşıt, kıyafet vb. unsurlara ilişkin açıklamalar olmak üzere altı alt kategoride ele alınabileceği belirlenmiştir. Sonuç olarak, çevirmen Gerhard Meier’e ait olan 122 adet dipnotun hiçbirinin çevirmenin karşılaştığı çeviri sorunlarıyla ilgili olmadığını, aksine Alman okurun dikkatini belli bir konuya çekmeyi amaçladığını, dolayısıyla konuyla ilgili arka plan bilgisi verildiğini söyleyebiliriz. Dolayısıyla, Türkçe yazılmış klasik eserlerin çevirisi söz konusu olduğunda, araştırmacıların, yanmetinler üzerinde yapacakları çalışmaların, Türk kimliğinin çeviri eserler yoluyla temsili hakkında da değerli bilgiler sunacağının altını bir kez daha çizmek yerinde olacaktır