Türkiye Avrupa Dayanışmasının Neresinde? Avrupa Parlamentosu’nda 2019-2024 Yılları Arasındaki Dayanışma Tartışmalarında Türkiye’nin Yeri


Renda K. K., Uygun A. G., Tabak H., Özçelik A. O.

Siyasi İlimler Türk Derneği III. Ulusal Siyaset Bilimi Kongresi, İstanbul, Turkey, 28 - 29 September 2024, pp.180-181, (Summary Text)

  • Publication Type: Conference Paper / Summary Text
  • City: İstanbul
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.180-181
  • Hacettepe University Affiliated: Yes

Abstract

Avrupa dayanışması tarihsel bir olgudur ve bütünleşme kavramının en önemli öğelerinden bir tanesidir. Avrupa Birliği’nin temelleri atılırken Robert Schuman da dayanışmacı pratiklerin önemini vurgulamıştır. Aslında dayanışma bütünleşmenin mayasında vardır ve bütünleşmeyi devletler arası salt bir iş birliğinden ayıran temel niteliklerden biridir. Dayanışmanın bir tarihsel olgu olmasına ek olarak, Lizbon Antlaşması sonrası dönemde dayanışma AB özelinde hem krizlerle mücadele yöntemi hem de birlik içi entegrasyonu derinleştirici bir fikir ve hukuki bir enstrüman olarak görülmektedir. Dayanışmanın hukuki boyutu, Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’da müstakil bir başlık altında ve dayanışma ilkesi (principle of solidarity) merkeze çekilerek kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. Özellikle dış politika bağlamında üçüncü ülkelere karşı üye devletler arası siyasal dayanışmadan bahsetmek mümkündür. Bunun yanı sıra dayanışma hükmü adı (solidarity clause) altında “bir üye devletin bir terör saldırısına hedef olması veya doğal ya da insan kaynaklı bir felaketin kurbanı olması durumunda Birlik ve üye devletler[in], dayanışma ruhuyla ortak hareket” etmeleri öngörülmektedir. 


AB içinde ve dışında yaşanan ekonomik, siyasal ve askeri krizlerin AB bütünleşmesine ciddi etkileri olmaktadır. 2009 Avrupa Borç Kriziyle başlayan süreçte AB, göçmenler, yükselen yabancı düşmanlığı ve ırkçılık, COVID-19 salgını ve son olarak Ukrayna-Rusya ve İsrail-Hamas savaşlarından dolayı ortaya çıkan bir çok farklı krizle mücadele etmek zorunda kalmıştır. Bu krizler Avrupa Birliği’nin son yarım yüzyıldan fazla süredir elde etmiş olduğu tüm kazanımları sorgulatan ve hatta bunları tersine çevirecek etkiye sahip olan gelişmeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu süreçte Avrupa Birliği içinde dayanışma kavramı daha sıklıkla vurgulanmaya başlanmıştır. Bu krizler Avrupa Dayanışması fikrinin bütünleşmenin korunması ve devamı için önemli bir unsur olduğunu bir kez daha ispat etmiştir. Öte yandan bu çoklu krizler dayanışmanın içeriğinin, kapsamının ve bütünleşme için sonuçlarının tartışılmasına sebep olmuştur. Dayanışma kavramı üzerinden AB’nin kriz dönemlerinde uyguladığı veya uygulayamadığı politikalar eleştirilmiştir. Bazılarına göre AB yeteri kadar dayanışmacı politikalar üretemezken, diğerleri AB politikaları üzerinden dayanışmanın ulusal egemenlikleri zedeleyen bir unsur olduğuna dikkat çekmiştir. Bazıları ise dayanışmanın gerçekleştirilmesi için ortaya çıkan ekonomik yükün paylaşılması konusunda eleştiriler yöneltmişti. 


Dayanışma, Avrupa entegrasyonunu derinleştirmek imkânı sunan önemli bir başlık olmakla birlikte gerek dayanışmanın uygulanma niteliği gerekse dayanışma uygulamalarının dahil edici ve dışlayıcı (dışarıda bırakıcı) sonuçları Birlik üyesi ülkelerin kendi aralarındaki ilişkilerinde olduğu kadar, aday devletlerin Birlik ve Birlik ülkeleri ile ilişkilerinin niteliği ve geleceği açısından da önemli ipuçları sunmaktadır. Dayanışmanın sadece Birlik üyesi ülkeler özelinde Avrupa entegrasyonunun derinleşmesi anlamında değil, aday devletlerin Avrupa entegrasyonuna katılım boyutları açısından da sonuçları olmaktadır. Bu bağlamda söylenebilir ki AB kurumları içindeki dayanışma tartışmalarında Türkiye’nin yerinin tespiti Türkiye-AB ilişkileri açısından önem arz etmektedir. Bu bildiride Avrupa dayanışması tartışmalarına Türkiye özelinden bakılacaktır. Bildirinin ana araştırma sorusu: “2019-2024 tarihleri arasında görev yapan Avrupa Parlamentosu’ndaki dayanışma tartışmalarında Türkiye nasıl betimlenmiştir?” Bu soruyu cevaplarken 2019-2024 tarihleri arasında Avrupa Parlamentosu’nda dayanışma üzerine yapılan tartışmalar derlenecek ve analiz edilecektir. Bu tartışmalar içinde özellikle, Türkiye’nin nasıl konumlandırıldığı ve tasvir edildiği ortaya çıkarılacaktır. Ayrıca Avrupa Parlamentosu’nda bulunan siyasal partilerin dayanışma üzerine verdikleri demeçlerde Türkiye’nin farklı tasvirleri ortaya çıkarılmış olacaktır. Bildirinin temel savı dayanışma tartışmaları kapsamında insani boyut söz konusu olduğunda Türkiye dayanışılması uygun görülen bir aday ülke olarak betimlenirken, siyasi ve stratejik boyut açısından ise kendisine karşı dayanışılması gereken bir ülke olarak Avrupalı politikacılar tarafından tasvir edilmektedir.