This study aims to examine the graphic design practices implemented in Jaguar’s 2024 “Copy Nothing” campaign within the context of the brand’s repositioning process. The central research question investigates how the design strategies adopted in the campaign make visible the tension between the brand’s historical heritage and its pursuit of contemporaneity, and how this tension influences luxury consumer perception. The scope of the study encompasses an evaluation of the campaign’s visual elements—such as typography, color palette, visual hierarchy, and symbolic representations—through the lens of graphic design analysis. A qualitative research methodology is employed, utilizing content analysis to examine the campaign’s visual materials. During the analytical process, expert critiques and consumer responses are also incorporated. The findings reveal that Jaguar’s minimalist and digitally oriented design language creates a perceptual disjunction by conflicting with the brand’s traditional luxury identity. In conclusion, the study demonstrates that graphic design functions not merely as an aesthetic practice but as a strategic component in sustaining brand identity and collective memory.
Bu çalışma, Jaguar’ın 2024 “Copy Nothing” kampanyasında gerçekleştirilen grafik tasarım uygulamalarını, markanın yeniden konumlandırma süreci bağlamında incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın temel sorusu, kampanyada benimsenen tasarım stratejilerinin markanın tarihsel mirası ile çağdaşlaşma arayışı arasındaki gerilimi nasıl görünür kıldığı ve bu durumun lüks tüketici algısını nasıl etkilediğidir. Çalışmanın kapsamı, kampanyada üretilen görsel ögelerin, tipografi, renk paleti, görsel hiyerarşi ve simgesel temsiller gibi grafik tasarım bileşenleri üzerinden değerlendirilmesini içerir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş; kampanyanın görsel ögeleri içerik çözümlemesi yoluyla incelenmiştir. Çözümleme sürecinde uzman yorumları ve tüketici tepkileri de değerlendirmeye katılmıştır. Bulgular, Jaguar’ın kampanyadaki minimalist ve dijital odaklı tasarım dilinin markanın lüks kimliğiyle çelişerek tüketicide algısal bir kopukluk yarattığını göstermektedir. Sonuç olarak çalışma, grafik tasarımın estetikten öte, marka kimliği ve kolektif belleğin sürdürülebilirliği açısından stratejik bir rol üstlendiğini ortaya koymaktadır.