COVID-19 Salgını ve Ruh Sağlığı


Özden H. C. , Başar K.

Diğer, ss.14, 2020

  • Yayın Türü: Diğer Yayınlar / Diğer
  • Basım Tarihi: 2020
  • Sayfa Sayıları: ss.14

Özet

Yeni Koronavirüs Hastalığı (COVID-19) salgınının seyri, sonuçları, süresi, virüsün bulaşma yolu, nasıl korunulabileceği, hastalığın belirtileri, diğer özellikleri, tedavisine ilişkin belirsizlik, bulaş ve ölüm oranları insanlarda tehdit algısı ve stres başlatmakta, süreğen kaygıya neden olmaktadır. Böyle bir durumda kaygılanmanın, korkuya kapılmanın kendi başına bir bozukluk olmadığı unutulmamalıdır. Salgın ve hastalıkla ilgili duyulan korku ve kaygı kişinin günlük yaşamına devam etmesine, gereksinimlerini karşılamasına, ilişkilerini sürdürmesine engel olacak düzeye vardığında, yoğun sıkıntıya neden olup işlevselliğini bozduğunda ruhsal bozukluk haline geldiği kabul edilir. Toplumda COVID-19 salgınından sonra yapılan ruhsal bozuklukların yaygınlıklarıyla ilgili çalışmalar beklendiği şekilde stres düzeyinde ve stresle ilişkisi bilinen duygudurum ve anksiyete bozukluklarının yaygınlığında artış saptanmaktadır. COVID-19 kesin ya da olası tanısı konulan kişilerde hastanın kendisini neyin beklediğini bilememesi, karantina veya hastaneye yatış kaynaklı yakınlarıyla iletişimin kesilmesi, sosyal desteğin azalması gibi etkenler nedeniyle stres ile ilişkili ruhsal belirtiler daha yaygın görülebilir. Sağlık çalışanları, özellikle COVID-19 salgınında ön cephede çalışanlar, enfekte olma, sevdikleri kişiye hastalığı bulaştırma riski, belirsizliğin yarattığı strese maruz kalmanın sonucunda ruhsal anlamda toplumun geri kalanından daha olumsuz etkilenmektedirler. COVID-19 kliniklerinde çalışan sağlık görevlilerinin ruh sağlığı ile ilgili yakınmaları, depresyon, anksiyete belirtileri ve intihar düşüncesiyle ilgili psikiyatrik değerlendirilmeleri cesaretlendirilmeli ve kolaylaştırılmalıdır. Sağlık çalışanlarının karşılaşabileceği psikososyal risklerin belirlenmesi, bu konuda personelin bilgilendirilmesi uygundur. COVID-19 salgınının bireysel ve toplumsal etkileriyle mücadele ederken ruhsal sorunların göz ardı edilmemesi gerekir. Bu konuda sadece ruh sağlığı çalışanlarının tedbir alması yeterli değildir. Uygun, açık bilgilendirmelerin yapılması sağlık otoritelerinin sorumluluğundadır. Ruh sağlığı sisteminin de krize yanıt verecek şekilde yeniden düzenlemeye gitmesi gerekli görülmektedir.