XII. International Eurasian Educational Research Congress, Ağrı, Turkey, 25 - 28 June 2025, pp.269-272, (Summary Text)
Fizik, Kimya ve Biyoloji Öğretmen Adaylarının Güvenli Laboratuvar Kullanımını Gerçekleştirme Amaçlarının Belirlenmesi
Güler Akis
güvenli
laboratuvar kullanımı, planlanmış davranış teorisi, davranış amaçları, yapısal
eşitlik modeli
Problem
Durumu
Fen
eğitimi yalnızca teorik bilgi aktarımdan ibaret olmayıp, öğrencilerin bilimsel
bilgiyi uygulayabilmelerine ve bilimsel süreç becerilerini geliştirmelerine de
olanak tanıyan bir öğrenme sürecidir. Aydoğdu (1999), fen eğitimini ezbere
dayalı bilgi aktarmanın ötesinde, öğrencilerin laboratuvar ortamlarında yaparak
yaşayarak öğrenmelerini sağlayan bir süreç olarak tanımlamaktadır. Günümüzde
fen öğretimi anlayışı, geleneksel öğretim yöntemlerinden çağdaş, öğrenci
merkezli ve yapılandırmacı yaklaşımlara doğru evrilmiştir. Bu evrimle birlikte,
öğrencilerin laboratuvar ortamlarında aktif rol almaları ve bilimsel süreç
becerilerini geliştirmeleri ön plana çıkmıştır (Yağbasan ve Gülçiçek,
2003). Bu bağlamda, fen öğretmenlerinin ve öğretmen adaylarının laboratuvar
kullanımına ilişkin bilgi ve becerilerinin yeterli düzeyde olması büyük önem
taşımaktadır. Fizik, kimya ve biyoloji derslerinde deneysel uygulamalar,
öğrencilerin bilgiyi anlamlandırmalarını kolaylaştırmakta, ancak bu süreçte
meydana gelebilecek kazalar da dikkate alınması gereken önemli bir konudur.
Bozkurt ve Sarıkoç (2008), özellikle fizik dersinin soyut ve formül ağırlıklı
yapısının kavramsal yanlış anlamalara neden olabileceğini, deneysel yöntemlerle
dersin somutlaştırılmasının bu anlamda kritik olduğunu ifade etmiştir. Kızılcık
vd. (2017) ise, laboratuvar kullanım becerilerinin öğretmen adaylarında nasıl
geliştiğini analiz etmiş ve bu becerilerin kazanılması için lisans
programlarında uygulamalı eğitime daha fazla yer verilmesi gerektiğini
vurgulamıştır. Fizik, kimya ve biyoloji derslerinde deneysel uygulamalar,
öğrencilerin bilgiyi anlamlandırmalarını kolaylaştırmakta, ancak bu süreçte
meydana gelebilecek kazalar da dikkate alınması gereken önemli bir konudur.
Bozkurt ve Sarıkoç (2008), özellikle fizik dersinin soyut ve formül ağırlıklı
yapısının kavramsal yanlış anlamalara neden olabileceğini, deneysel yöntemlerle
dersin somutlaştırılmasının bu anlamda kritik olduğunu ifade etmiştir. Kızılcık
vd. (2017) ise, laboratuvar kullanım becerilerinin öğretmen adaylarında
nasıl geliştiğini analiz etmiş ve bu becerilerin kazanılması için lisans
programlarında uygulamalı eğitime daha fazla yer verilmesi gerektiğini
vurgulamıştır. Fen eğitiminde laboratuvar kullanımı, öğrencilerin bilgileri
pasif bir şekilde edinmesinden ziyade, öğrenme sürecine aktif olarak
katılmasını sağlayan öğrenci merkezli yaklaşımlar açısından büyük önem
taşımaktadır (Karışan vd. 2016). Laboratuvar ortamı, öğrencilerin doğrudan
görerek, dokunarak, yaparak ve yaşayarak öğrenmesini mümkün kılmakta; bu sayede
bilimsel düşünme, problem çözme ve karar verme gibi üst düzey becerilerin
gelişimine katkı sağlamaktadır. Aynı zamanda laboratuvar etkinlikleri,
öğrencilerin bilimsel süreç becerilerini geliştirirken fen bilimlerine olan
ilgilerini ve olumlu tutumlarını da artırmaktadır (Özmen ve Yiğit, 2005).
Laboratuvar çalışmaları, soyut kavramların somutlaştırılması, bilimsel
olguların günlük yaşamla ilişkilendirilmesi ve bilimin dinamik doğasının
kavranması açısından da kritik bir rol üstlenmektedir. Ancak Çepni ve Ayvacı’ya
(2016) göre, öğretmenlerin laboratuvar araç-gereçlerini yeterince tanımaması,
deneylerin yalnızca gösteri şeklinde uygulanması ve laboratuvar altyapısının
yetersiz olması gibi nedenlerle laboratuvar etkinlikleri sınıf içi uygulamalarda
istenilen düzeyde yer bulamamaktadır. Bu durum, öğretmenlerin deneysel etkinlik
tasarlama becerilerini geliştirmesini ve fen okuryazarı bireyler yetiştirme
çabalarını doğrudan etkilemektedir.
Yükseköğretim
Kurulu’nun öğretmen yetiştirme programlarına bakıldığında, fizik öğretmen
adayları lisans eğitimi boyunca toplam 18 saat uygulamalı laboratuvar dersi
alırken, kimya öğretmen adayları 14 saatlik laboratuvar eğitimi ile mezun
olmaktadır. Bu fark, uygulama açısından bir eşitsizliğe işaret etmekte ve
öğretmen adaylarının laboratuvar güvenliği konusundaki yeterliliklerini
doğrudan etkileyebilmektedir. Biyoloji öğretmenliği programında ise uygulamalı
ders saatleri farklı temalar üzerinden yürütülmektedir. Tüm bu programlarda
laboratuvar güvenliği ve kullanımına ayrılan zamanın sınırlı olduğu
görülmektedir (YÖK, 2018).
Laboratuvar
güvenliği konusundaki yetersizlikler, yalnızca teorik bilgi eksikliği ile
sınırlı kalmamakta; aynı zamanda pratik uygulamalarda yapılan hataların ciddi
kazalara neden olabildiği görülmektedir. Şener’in (2018) çalışmasında
Türkiye’deki okullarda meydana gelen laboratuvar kazalarının %24’ünün lise
düzeyinde gerçekleştiği tespit edilmiştir. Bu bulgu, öğretmen adaylarının
laboratuvar güvenliği konusundaki davranışsal yeterliliklerinin
geliştirilmesinin ne denli önemli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Özellikle
kimya öğretiminde kullanılan kimyasal maddelerin insan sağlığı ve çevre
açısından risk oluşturabileceği düşünüldüğünde, güvenlik bilincinin
kazandırılması öğretmen eğitiminin en kritik bileşenlerinden biri haline
gelmektedir. Yılmaz (2005), öğretmenlerin bu konuda bilinçli olmasının
öğrencilerin güvenliğini doğrudan etkilediğini belirtmektedir. Feszterová
(2015) ise laboratuvar güvenliğinin deney öncesi, sırası ve sonrasındaki
planlamalarla sağlanabileceğini vurgulamaktadır.
Bu
çalışmanın temel amacı, fizik, kimya ve biyoloji öğretmen adaylarının güvenli
laboratuvar kullanımıyla ilgili davranışsal amaçlarını Planlanmış Davranış
Teorisi (PDT) çerçevesinde belirlemektir.
Planlanmış
Davranış Teorisi (Ajzen, 1991), bireylerin bir davranışı gerçekleştirme
niyetini; tutum, öznel normlar ve algılanan davranışsal kontrol gibi üç temel
faktöre dayandırır. Bu kuramsal çerçeve kapsamında yapılan bu çalışma, öğretmen
adaylarının laboratuvar güvenliğiyle ilgili davranışsal amaçlarını kapsamlı bir
şekilde analiz etmeyi amaçlamaktadır. Erten ve Köseoğlu’na (2022) göre, PDT
özellikle eğitim gibi karmaşık davranış süreçlerinin analiz edilmesinde etkili
bir modeldir. Laboratuvar kullanımında güvenli davranışların oluşabilmesi için
öğretmen adaylarının sadece bilgi sahibi olması yeterli değildir; aynı zamanda
bu bilgileri eyleme dökme iradesi ve koşulları da gereklidir. Bu nedenle
çalışmada davranış niyetlerinin yanı sıra, davranışın gerçekleşme ihtimali de
ele alınmaktadır.
Bu
bağlamda öğretmen adaylarının laboratuvar güvenliği konusundaki tutumları,
öznel normları, algılanan davranışsal kontrolleri ve laboratuvarı güvenli
kullanma davranış amaçları incelenecektir. Ayrıca bu değişkenlerin öğretmen
adaylarının demografik özellikleri (cinsiyet, bölüm, sınıf düzeyi, laboratuvar
deneyimi vb.) ile ilişkisi de analiz edilecektir. Araştırma, mevcut
alanyazındaki bir boşluğu doldurma niteliği taşımaktadır. Bu bağlamda, Akıllı
(2018) ve Erol'un (2022) çalışmaları fen bilgisi ve sınıf öğretmenliği
adayları üzerine odaklanırken; fizik, kimya ve biyoloji öğretmen adaylarını
birlikte ele alan ve bu üç branşı karşılaştırmalı olarak inceleyen kapsamlı bir
araştırma bulunmamaktadır. Bu nedenle bu çalışmanın sonuçlarının hem öğretmen
yetiştirme programlarının yeniden yapılandırılmasına hem de laboratuvar
güvenliği konusundaki eğitim politikalarının geliştirilmesine katkı sunacağı
düşünülmektedir.
Çalışmanın
araştırma problemi şu şekildedir: “Fizik, kimya ve biyoloji öğretmen
adaylarının laboratuvarı güvenli kullanma davranış amaçları Planlanmış
Davranış Teorisi kullanılarak nasıl tespit edilebilir? Bu doğrultuda
araştırmanın alt problemleri şu şekilde belirlenmiştir:
Yöntem
Bu
araştırma, Planlanmış Davranış Teorisi çerçevesinde fizik, kimya ve biyoloji
öğretmen adaylarının güvenli laboratuvar kullanımı konusundaki davranış
amaçlarını açıklamayı hedefleyen ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir.
Araştırmada, öğretmen adaylarının “Davranışa Yönelik Tutum”, “Öznel Norm” ve
“Algılanan Davranış Kontrolü” gibi değişkenlerle davranış amaçları arasındaki
ilişkiler ve bu ilişkilerin demografik değişkenler açısından farklılık gösterip
göstermediği incelenmiştir.
Araştırmanın
evrenini Türkiye'deki devlet üniversitelerinde öğrenim gören fizik, kimya ve
biyoloji öğretmen adayları oluşturmaktadır. Ulaşılabilir evren ise 2022-2023
akademik yılında Hacettepe, Gazi ve Necmettin Erbakan Üniversiteleri Eğitim
Fakültelerinde öğrenim gören 1., 2., 3. ve 4. sınıf öğretmen adaylarından
oluşmaktadır.
Etik
kurul onayı alındıktan sonra veriler, 2022-2023 güz döneminde yüz yüze anket
yöntemiyle toplanmıştır. Bahar döneminde yaşanan deprem nedeniyle bazı
katılımcılara çevrim içi ortamda (Google Forms) ulaşılmıştır. Toplamda 475
kişiye ulaşılsa da uç değer analizleri sonucunda 26 katılımcı veriden
çıkarılmış ve analizler 449 kişi üzerinden gerçekleştirilmiştir. KMO değeri
0.819 olarak bulunmuş ve örneklemin analizler için uygun olduğu belirlenmiştir.
Veri
toplama aracı olarak, Akıllı (2018) tarafından geliştirilen “Güvenli
Laboratuvar Kullanımını Gerçekleştirme Ölçeği” kullanılmıştır. Ölçek 95
maddeden oluşmakta ve davranışa yönelik tutum, öznel norm, algılanan davranış
kontrolü gibi üç temel faktör ile altı inanç alt boyutunu (algılanan
davranışsal beklentiler, değerlendirmeler, normatif kişi/kurum, güdü, davranış
zorlukları, davranış kolaylıkları) kapsamaktadır. Ölçeğin Cronbach Alpha
güvenirlik katsayısı .956 olup, alt ölçeklerin tümü .80 üzerinde güvenilirlik
göstermiştir.
Veri
analizinde SPSS 26 ve LISREL 8.80 programları kullanılmıştır. Uç değerler,
±3.30 z standart değerine göre belirlenmiş; normallik analizinde çarpıklık ve
basıklık değerleri ±2 aralığında bulunmuştur. Demografik değişkenlerin etkisi
t-testi ve tek yönlü ANOVA ile analiz edilmiş; anlamlı farklılıklarda LSD testi
uygulanmıştır. Ölçek puanları arasındaki ilişkiler Pearson korelasyon analizi
ile değerlendirilmiş; korelasyon katsayılarının gücü Baykul (2010) esas
alınarak yorumlanmıştır. Yapısal eşitlik modeli, ölçek alt boyutları
kullanılarak kurulmuş ve modelin açıklayıcılığı LISREL ile test edilmiştir.
Sonuç
ve Öneriler
Bu
araştırmada, Planlanmış Davranış Teorisi çerçevesinde fizik, kimya ve biyoloji
öğretmen adaylarının güvenli laboratuvar kullanımı konusundaki davranış
amaçları ile bu davranışlara etki eden faktörler belirlenmiştir. Araştırmanın
amacı doğrultusunda geliştirilen modelde, “Davranışa Yönelik Tutum”, “Öznel
Norm” ve “Algılanan Davranış Kontrolü” değişkenlerinin öğretmen adaylarının
güvenli laboratuvar kullanımına yönelik davranış amacını anlamlı düzeyde
yordadığı görülmüştür. Elde edilen bulgular, öğretmen adaylarının güvenli
laboratuvar kullanımına ilişkin davranış amaçlarını en çok etkileyen faktörün
“Davranışa Yönelik Tutum” olduğunu göstermektedir. Bu durum, bireylerin bir
davranışı gerçekleştirme yönündeki isteklerinin, o davranışa ilişkin olumlu ya
da olumsuz değerlendirmeleriyle doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır.
Davranışa
yönelik tutumun, davranışsal inançlar tarafından açıklanması, öğretmen
adaylarının güvenli laboratuvar kullanımı konusundaki pozitif ve negatif
beklentileri ile bu beklentilere verdikleri değerlerin davranış amaçlarını
şekillendirdiğini göstermektedir. Ancak elde edilen bulgular, öğretmen
adaylarının genel olarak güvenli laboratuvar kullanımı konusundaki tutumlarının
düşük seviyede olduğunu ortaya koymuştur. Bu durum, adayların laboratuvar
ortamlarında güvenli uygulamalara yönelik farkındalıklarının artırılması
gerektiğini göstermektedir.
Demografik
değişkenler açısından değerlendirildiğinde, kadın öğretmen adaylarının erkek
öğretmen adaylarına göre daha yüksek düzeyde davranışa yönelik tutuma ve
davranış amacına sahip oldukları bulunmuştur. Bölüm değişkeni açısından ise
biyoloji öğretmen adaylarının davranış amaçlarının fizik ve kimya öğretmen
adaylarına kıyasla daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bu durum biyoloji
öğretmen adaylarının laboratuvarla daha sık karşılaşmalarına ya da daha erken
dönemlerde laboratuvar eğitimi almalarına bağlı olabilir. Sınıf düzeyine göre
yapılan analizler, 1. sınıf öğretmen adaylarının davranışa yönelik tutumlarının
üst sınıflara göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bu bulgu, öğrencilerin
sınıf düzeyi ilerledikçe laboratuvar güvenliği konusundaki olumlu tutumlarının
azaldığını, dolayısıyla bu konuda sürekli destekleyici eğitimlerin gerekli
olduğunu göstermektedir. Öte yandan, öğretmen adaylarının öğrenim gördükleri
üniversiteye göre davranış amaçlarında anlamlı bir fark bulunmamıştır.
Araştırmacılara
Yönelik Öneriler:
Eğitim
Fakültelerine Yönelik Öneriler:
Sonuç olarak bu araştırma, öğretmen adaylarının güvenli laboratuvar kullanımına yönelik davranışlarını anlamada Planlanmış Davranış Teorisi’ne dayalı yaklaşımın açıklayıcı gücünü ortaya koymuştur. Elde edilen veriler, öğretmen adaylarının bu alandaki tutumlarının geliştirilmesi gerektiğini ve bu yönde düzenlenecek eğitim programlarının öğretim sürecine entegre edilmesinin önemli olduğunu göstermektedir. Bu doğrultuda yapılacak uygulamalar, öğretmen adaylarının sadece bilgi düzeylerini değil, aynı zamanda güvenli laboratuvar kullanımı konusundaki davranışsal eğilimlerini de olumlu yönde geliştirebilir.
Kaynakça
Ajzen,
I. (1991). The theory of planned behaviour, Organization Behaviour and Human
Decision Process, 50, 179-211.
Akıllı,
H. İ. (2018). Fen Bilimleri Öğretmen ve Öğretmen Adaylarının “Güvenli
laboratuvar Kullanımını” Gerçekleştirme Amaçlarının Planlanmış Davranış
Teorisiyle Belirlenmesi (Doktora tezi). Hacettepe Üniversitesi, Eğitim
Bilimleri Enstitüsü, Ankara.
Aydoğdu,
C. (1999). Kimya laboratuvar uygulamalarında karşılaşılan güçlüklerin
saptanması. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 15(15).
Baykul,
Y. (2010). Eğitimde ölçme ve değerlendirme. Ankara: Pegem Akademi Yayıncılık.
Bozkurt,
E., ve Sarıkoç, A. (2008). Fizik eğitiminde sanal laboratuvar, geleneksel
laboratuvarın yerini tutabilir mi. Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu
Eğitim Fakültesi Dergisi, 25, 89-100.
Çepni,
S. ve Ayvacı, H., Ş. (2016). Laboratuvar destekli fen öğretimi yaklaşımları. S.
Çepni (Ed.) Kuramdan uygulamaya fen ve teknoloji öğretimi. İçinde
(ss.324-354). Pegem Akademi.
Erol,
M. (2022). Sınıf Öğretmen ve Öğretmen Adaylarının “Güvenli Laboratuvar
Kullanımını” Gerçekleştirme Amaçlarının Planlanmış Davranış Teorisiyle
Belirlenmesi (Yüksek Lisans tezi). Hacettepe Üniversitesi, Eğitim Bilimleri
Enstitüsü, Ankara.
Erten,
S., ve Köseoğlu, P. (2022). A Review of studies in the field of educational
sciences within the context of theory of planned behavior. Journal of
Turkish Science Education, 19(2).
Feszterová,
M. (2015). Education for future teachers to OHS principles - safety in chemical
laboratory. Procedia - Social and Behavioral Sciences. 191, 890 – 895.
The Proceedings of 6th World Conference on educational Sciences.
Karışan,
D., Bilican, K., & Şenler, B. (2016). Yansıtıcı sorgulamaya dayalı
laboratuvar etkinliklerinin sınıf öğretmen adaylarının bilimsel süreç
becerilerine etkisinin incelenmesi. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim
Fakültesi Dergisi, 13(1), 123-146.
Kızılcık,
H., Damlı, V., Çelikkanlı, Ö. (2017). Türkiye’deki fizik öğretmenliği lisans
programlarındaki bağımsız fizik laboratuvar derslerinin
karşılaştırılması. Eğitim ve Toplum Araştırmaları Dergisi, 4(2).
Özmen,
H., ve Yiğit, N. (2005). Teoriden Uygulamaya Fen Bilgisi Öğretiminde
Laboratuvar
Kullanımı.
Anı Yayıncılık.
Şener,
F. (2018). Okullarda Yaşanan Yazılı ve Görsel Basına Yansıyan Fen
Laboratuvar Kazaları (yüksek lisans tezi). Hacettepe Üniversitesi, Eğitim
Bilimleri Enstitüsü, Ankara.
Yağbasan,
R. ve Gülçiçek, Ç. (2003). Fen öğretiminde kavram yanılgılarının
karakteristiklerinin tanımlanması. Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi
Dergisi, 1(13), 102- 120.
Yılmaz,
A. (2005). Lise 1 ders kitabındaki bazı deneylerde kullanılan kimyasalların
tehlikeli özelliklerine yönelik öğrencilerin bilgi düzeyleri ve öneriler. Hacettepe
Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi. 28, 226-235.
YÖK.
(2018). Fizik, kimya ve biyoloji öğretmenliği lisans programı. Ankara:
Yükseköğretim Kurumu.