In the post-World War II period, although the aim was to eliminate the effects of colonialism with the weakening of the nation-state influence and the Eurocentric character of international law, colonialism was replaced by cultural appropriation in the decolonisation process initiated for this purpose. Cultural appropriation, which means the adoption or use of elements of one culture by members of another culture, has been at the centre of academic research and debate since the second half of the twentieth century and has gained importance within the framework of power dynamics, identity formation and ethics. This study analyses the different dynamics of cultural appropriation, showing its historical context, manifestations and effects in various cultural settings. Drawing on examples from different cultures and industries such as fashion, music, art and medicine, the article emphasises that cultural appropriation can perpetuate power imbalances and reinforce stereotypes. The study provides a framework for understanding the conditions under which cultural appropriation meets the conditions of ethics and respect, and discusses the distinction between cultural appropriation and cultural appreciation. Analysing relevant examples, theoretical frameworks and current debates, this study aims to contribute to existing cultural studies by presenting a comprehensive examination of the concept of cultural appropriation through the lens of colonialism.
Ikinci Dunya Savaşı sonrasındaki donemde, ulus devlet etkisinin ve uluslararası hukukun Avrupa merkezli karakterinin zayıflamasıyla somurgeciligin etkilerini ortadan kaldırma amacı gudulse de bu amaçla başlatılan dekolonizasyon surecinde somurgecilik yerini kulturel sahiplenmeye bırakmıştır. Bir kulturun unsurlarının başka bir kulturun uyeleri tarafından benimsenmesi veya kullanılması anlamına gelen kulturel sahiplenme, yirminci yuzyılın ikinci yarısından itibaren akademik araştırmaların ve tartışmaların odagında yer alarak guç dinamikleri, kimlik oluşumu ve etik hususları çerçevesinde onem kazanmıştır. Bu çalışma, kulturel sahiplenmenin farklı dinamiklerini incelemekte, tarihsel baglamını, tezahurlerini ve çeşitli kulturel ortamlardaki etkilerini gostermektedir. Makalede, moda, muzik, sanat ve tıp gibi farklı kultur ve endustrilerdeki orneklerden yola çıkarak kulturel sahiplenmenin guç dengesizliklerini surdurebilecegi ve stereotipleri pekiştirebilecegi vurgulanmaktadır. Çalışmada, kulturel sahiplenmenin hangi şartlarda etik ve saygı koşullarını sagladıgını anlamak için bir çerçeve sunulmuş, kulturel sahiplenme ve kulturel takdir arasındaki ayrım ele alınmıştır. Konuyla ilişkili orneklerin, teorik çerçevelerin ve guncel tartışmaların analiz edildigi bu çalışmada, somurgecilik merceginden kulturel sahiplenme kavramının kapsamlı bir incelemesi sunularak mevcut kultur çalışmalarına katkı saglama amacı gudulmuştur.