Sosyal Bilimler Alanındaki Akademisyenlerin Bilgi ve İletişim Teknolojilerini Kullanım Pratikleri: Bitmemiş Bir Alan Çalışmasından Notlar


ÇETİNKAYA E.

Mülkiye, cilt.38, ss.9-33, 2014 (Hakemli Üniversite Dergisi)

  • Cilt numarası: 38 Konu: 2
  • Basım Tarihi: 2014
  • Dergi Adı: Mülkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.9-33

Özet

Akademik gündelik hayat pratikleri küreselleşme ve neoliberal politikaların yanında bilgi ve iletişim teknolojilerinde (BİT) yaşanan gelişmelerle birlikte dönüşmektedir. Akademisyenin gündeliğini oluşturan çalışma pratikleri, bilgiyle kurduğu ilişki, öğrencilerle olan etkileşimi bugün özelikle 1990’lar öncesinden farklı bir rutinde işler. Bu kapsamda halen devam eden doktora tez çalışmamda bilgisayar, İnternet ve mobil araçlarla sosyal bilimler alanında çalışan akademisyenlerin ilişkilerine ve bilgi iletişim
teknolojilerini kullanım pratiklerine odaklanıyorum. Alan deneyimlerimden yola çıkarak, araştırmaya hangi sorularla başladığımı, hangi literatürden yararlandığımı ve alanda nasıl ilerlediğimi aktarıyorum. Araştırmanın metodolojisinde çoklu yöntem kullanımını benimsiyorum. Yüz yüze anket çalışması, derinlemesine görüşmeler, katılımlı gözlemler ve çevrim içi gözlemlerden oluşan çoklu yöntemi alan araştırmasında nasıl kullandığımı
açıklayarak alana dair bir deneme yazıyorum.


Metnin giriş kısmında çalışmaya başlamaya beni yönlendiren temel ilgi, soru ve süreçlerden söz ediyorum. 2000’lerin başında lisans eğitimim sırasında aldığım daktilo dersinden bugüne uzanan BİT kullanım hikayemden yola çıkıyorum. Sosyal bilimler alanında makro ve mikronun kesişimlerinin, kendi gündelik hayatımızdaki sorulardan yola çıkmanın araştırmalar için bir yol açabileceğini tartışıyorum. Giriş kısmından sonra gelen iki bölümde araştırmanın alanı ve metodolojisine odaklanıyorum. Alan kavramının ne ifade ettiğini Pierre Bourdieu’dan yola çıkarak açıklıyorum ve ardından etnografideki alan kavramına geçiyorum. Araştırmanın metodolojisinde çoklu yöntem kullanımını nasıl uyguladığımı aktarıyorum. Özetle, araştırmanın niceliksel kısmını oluşturan yüz yüze anket çalışması Ankara’yla sınırlandı. Ankara Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, ODTÜ, Bilkent Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nde görev yapan sosyal bilimler alanından akademisyenlerle anket görüşmeleri yapıldı. Bu anket görüşmeleri sonucunda akademisyenlerin BİT kullanımlarına dair temel verilere ulaşmaya çalıştım. Bilgisayar, İnternet ve cep telefonu kullanımlarına dair temel soruların yanında, akademisyenlerin sosyal medyayla ilişkileri, eğitim ve bilgiye erişim konularında nasıl bu teknolojilerden yararlandıklarına odaklandım. Anket soruları çoktan seçmeli sorular, açık uçlu sorular ve tablolardan oluştu. Anketler yüz yüze gerçekleştirildiği için sorulara eklemeler yapan ya da konuya dair kendi duygularını, düşüncelerini daha ayrıntılı aktaran katılımcıların paylaştıkları çalışmanın nitel kısmına eklendi. Çalışmanın halen devam eden nitel kısmının temelini derinlemesine görüşmeler ve katılımlı gözlemler oluşturuyor. Derinlemesine görüşmeler çoğunlukla yarı yapılandırılmış biçimde ilerliyor.

Derinlemesine görüşmelerde de anket görüşmelerinde olduğu gibi belirli bir sosyal bilim disiplini üzerinden gitmek yerine, farklı fakültelerden akademisyenlerle görüşmeler yapıyorum. Böylelikle farklı bilim alanlarından akademisyenlerin BİT’i akademik hayatlarında nasıl kullandıklarını ve BİT’i nasıl algıladıklarını gözlemlemeye çalışıyorum. Derinlemesine görüşmelerde Ankara’daki üniversitelerde görev yapan ya da yapmış olan akademisyenler dışında, Gümüşhane, Yozgat ve Mardin illerindeki akademisyenlerle de görüşmeler yapıyorum. Bunun nedeni yeni kurulmuş üniversitelerdeki BİT kullanım pratikleriyle Ankara arasındaki farklara, benzerliklere bakma çabasıdır. Ek olarak Eskişehir’de yer alan Anadolu Üniversitesi’ni de uzaktan eğitimi Türkiye’de başlatan örnek olarak çalışmaya dahil ediyorum. Çalışmanın yönteminde bir örnek olay çalışmasına yer verdim. “Akademisyen günümüzde BİT kullanmadan çalışmalarını nasıl devam ettirir ya da ettirebilir mi?” temel sorusuyla yola çıkarak, iki hafta boyunca bilgisayar, İnternet ve cep telefonu kullanmadan gündelik hayatımı devam ettirdim. Bu süre kendimi ve çevremi gözlemleyerek BİT olmadan akademide var olma halini anlamaya çalıştığım bir oto-etnografi denemesine dönüştü.


Araştırmanın metodolojisinden sonra Türkçe ve İngilizce literatürde yararlandığım temel kaynakların bazılarını açıklıyorum. Metinde yer verdiğim kaynaklardan nasıl yararlandığımı, kaynaklarla bu çalışmanın benzerliklerini, farklılıklarını betimliyorum. Son bölümde ise araştırmanın halen devam eden alan araştırmasında anket çalışmasından ortaya çıkan bazı verileri paylaşıyorum. Akademisyenlerin BİT sahiplikleri, akademisyenler için bilgisayarın ve İnternet’in ne anlam ifade ettiği, öğrencilerin BİT kullanımlarını akademisyenlerin nasıl algıladıkları üzerinde duruyorum. Son olarak metnin başında yaptığım alan tartışmasına geri dönerek etnografik alanın dönüşen, değişen, dinamik yapısına vurgu yapıyorum.

Academic daily life practices have transformed with globalization and neoliberalization processes. The developments in information and communication technologies (ICTs) have affected these practices. Today working manners in academic life, academics’ relation with knowledge and interaction with students are different compared to the case in the pre-1990 period. In this context, I focus on academics who work in selected social sciences and on their relations with computer systems, Internet and mobile devices in academic daily routines. I observe academics’ use of information and communication technologies as well. In this paper, I offer a narration of my experience through the research: I take issue with the initial questions that I developed, the related literature and my progress in the field. My field research is based on the qualitative and quantitative multi-method approach. In this respect, this article is an attempt to share my experience in doing social scientific research through a constant self-critical posture in terms of methodology, theory and the field itself.


At the outset of the paper I begin with the basic concerns, questions and processes that convinced me to choose this research theme for my doctoral thesis. I start with a personal story that dates back to the course on typewriting, I attended during my undergraduate studies in the early 2000s. I discuss that the intersections of macro and micro areas in social sciences and the questions that originate from our everyday life might  pave a productive way for researchers. Following the introduction, I focus on the field and methodology of my research. Drawing from Bourdieu’s concept of “the field” “I discuss and clarify the methodological approach and data gathering techniques utilized in my field research. The quantitative inquiries—i.e., face-to-face survey with academics, working in the field of social sciences—were carried out in five universities (Ankara
University, Hacettepe University, METU, Bilkent University and Başkent University) located in Ankara. Through different set of questions, I aimed to reach basic data on the academics’ ICT usage, including use of computer, Internet and mobile devices as well as relations with social media, in their everyday life. I also inquired the participants’ use of ICT in educational activities and access to knowledge. Survey involved multiple choice, open ended questions and charts, in order to provide participants with opportunities to openly share their personal feelings, experiences and thoughts vis-à-vis the ICT’s role in academia in detail. In-depth interviews and participant observations lie at the heart of qualitative part of the research. The semi-structured interviews, carried out with academics working in different disciplines in the field of social sciences, provided a chance to observe academics’ uses and perceptions of ICTs in their everyday life routines. In order to figure out the ICT practices in newly established universities and have a comparative perspective, I visited universities located in different middle-size cities, including Gümüşhane, Yozgat, Mardin, and Eskişehir. Anadolu University, located in the city of Eskişehir, is of particular importance since it is the first university that has initiated the distance education in Turkey. Along with different qualitative data gathering techniques mentioned above, I also carried out two-week long case studies, trying to understand “how an academic can work under a condition where there is no new ICT provided and how he/she feels about this experience.” I was personally involved in case studies in order to collect auto-ethnographic data.


In the section concerning the relevant literature, I look at the previous work with an eye on similarities and differences with the current project. In the final section of the paper, I share some preliminary data from the survey analysis. I focus on new media ownership and meaning of ICTs for academics and academics’ perceptions of students’ ICT use. In conclusion, I return to the discussion at the outset of the paper by referring to the transforming, chancing and shifting nature of the field I have been working on.