From Negotiation to Agreement: The Situation of Swiss Immigrants in Türkiye in Context of Relations between Switzerland and Türkiye (1918-1965)


Dumanlı Ç.

Vakanüvis Uluslararası Tarih Araştırmaları Dergisi (Online), vol.8, no.2, pp.1427-1451, 2023 (Peer-Reviewed Journal) identifier

Abstract

The issue of migration and migrants has been institutionalized since the Ottoman Empire. The Ottoman Empire established commercial, political, economic and social interaction and communication not only with Muslims but also with non-Muslims, both through the people living in the Ottoman lands and the people living in the border countries and has introduced various regulations on these over the decades. At the end of the First World War and during the construction process of Republican Turkey, policy about migration and migrants was brought to the agenda during the Lausanne Conference yet. The delegation participating in the conference held discussions on this issue in Lausanne. In these negotiations, there are also Swiss officials, who were not actually involved in the conference. Discussions about the Swiss, who are represented since the Ottoman Era in smaller numbers than citizens of other European countries, has started during this conference, and the subsequent process was determined by the foreign policy principles of the Ankara government after Lausanne. Switzerland appears to have adopted at a later stage the new process that includes the recognition of Ankara as the capital, the new government's full independence in the international arena and that is based on the understanding of fundamental and official treaty texts than Germany and Austria. Trade and Residence agreements for Turkish citizens going to Switzerland or Swiss citizens coming from Switzerland lasted for a long time because of this reason but signed on its reciprocity merits between the two countries ultimately.
Göç ve göçmen konusu henüz Osmanlı Devleti’nde kurumsallaşmış bir meseledir. Osmanlı Devleti hem sahip olduğu topraklar hem de sınır ülkelerde yaşayan insanlar vasıtasıyla sadece Müslüman değil, Gayr-i Müslim ile de ticari, siyasi, iktisadi ve sosyal etkileşim ve iletişim içerisinde bulunmuş ve onyıllar içerisinde bunlara yönelik çeşitli düzenlemeler ortaya koymuştur. Birinci Dünya Harbi’nin sonu ve Cumhuriyet Türkiyesi’nin inşa süreci de göç ve göçmenlere yönelik siyaseti henüz daha Lozan Konferansı esnasında gündeme getirmiştir. Konferansa katılan heyet, Lozan’da bu konuda görüşmelerde bulunmuştur. Söz konusu görüşmeler arasında, esasen konferansa dahil olmayan İsviçreli yetkililer de bulunmaktadır. Osmanlı’dan o yana diğer Avrupa ülkelerinin vatandaşlarından daha az sayıda temsil edilen İsviçreliler hakkında görüşmeler bu konferans esnasında başlamış, sonrası süreci de Ankara hükümetinin Lozan sonrası dış politik prensipleri belirlemiştir. Ankara’nın başkent olarak kabul edilmesi, yeni hükümetin uluslararası arenada tam bağımsızlığı ve temel ve resmî anlaşma metinleri anlayışı üzerine kurulu olmasını İsviçre, Almanya ve Avusturya’ya kıyasla daha geç bir dönemde benimsemiş görünmektedir. İsviçre’ye gidecek Türk vatandaşları veya İsviçre’den gelecek İsviçre vatandaşlarına yönelik Ticaret ve İkamet Mukavelenameleri de bu sebeple uzun sürmüş fakat nihayetinde iki ülke arasında mütekabiliyet esasına göre ortaya konup imza edilmiştir. Bu makalede, İsviçre Federal Arşivi (Schweizerisches Bundesarchiv) belgeleri ve T.B.M.M. Zabıt Cerideleri ışığında, İsviçreli göçmenlere yönelik politika süreci temel anlaşma metinleri eşliğinde irdelenecektir.