KONJENİTAL SEPTAL DEFEKTLERİN ONARIMINA YÖNELİK PERİKARD BAZLI REJENERATİF KARDİYAK YAMALARIN DOKU MÜHENDİSLİĞİ YÖNTEMİ İLE GELİŞTİRİLMESİ
Tez Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Biyomühendislik A.B.D., Türkiye
Tez Danışmanı: Kezban Ulubayram
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Desteklendiği Program: Diğer
Özet:
Kardiyak yamalar konjenital kalp hastalıklarının ve miyokardiyal
enfarktüs (MI) tedavisinde yaygın olarak kullanılmakla birlikte henüz ideal bir
kalp yaması geliştirilmemiştir. Bu tez kapsamında konjenital septal defektler,
MI onarımı gibi çeşitli kardiyak doku hasarlarında kullanılmak üzere
rejeneratif kardiyak yamaların doku mühendisliği yöntemi ile geliştirilmesi
amaçlanmıştır. Bu amaçla tez çalışmasının birinci bölümünde sıçan kemik
iliğinden izole edilmiş mezenkimal kök hücreler (rt-MKH) aselüler perikard
dokusuna ekilerek 10 µM 5-Azasitidine (5-Aza) maruz bırakılmış ve kalp atımının
mekanik ve elektriksel uyarımlarla taklit edildiği biyomimetik biyoreaktör
sisteminde kültür edilmiştir. Uygulanan biyofiziksel uyarımların kardiyomiyosit
faklılaşması üzerine etkileri incelenmiştir. qPCR analiz sonuçları kök
hücrelerin elektromekaniksel uyarımlar altında kardiyak spesifik belirteçlerini
(GATA-4, MEF2C,
NKX2.5 ve CACNA1C) ifade
ettiğini göstermiştir. Elektromekaniksel uyarım uygulanarak geliştirilmiş
kardiyak yamaların in vivo etkinlikleri
MI modelinde test edilmiştir. İmplantasyondan 21 gün sonra denekler sakrifiye
edilerek histolojik analizler yapılmıştır. Sonuçlar, MI modelinin başarılı bir
biçimde oluşturulduğunu, yara bölgesinde yama kaynaklı kalsifikasyonunun
görülmediğini, elektromekaniksel olarak uyarılmış yamaların kullanıldığı grupta
daha fazla hücrelerin yamadan yara bölgesine göç ettiği ve daha düşük düzeyde
inflamasyonun geliştiğini göstermiştir. Ayrıca hem yara bölgesinde hem de yara
bölgesinden çıkarılan yamada temel kasılma birimi olan sarkomer yapısı ile
ilişkili proteinleri (kardiyak troponin T (cTroT), miyozin ağır zinciri (MHC), sarkomerik
alfa aktinin (SAC)) ve hücreler arasındaki mekanik bağlantı birimi olan
N-kaderini (nCAD)) ifade eden hücrelerin olduğu görülmüştür. Çalışmanın ilk
bölümünde umut vaden sonuçlar elde edilmiş olmakla birlikte biyofiziksel
uyarımların kök hücrelerin kardiyomiyojenik farklılaşmasında yeterli olmadığı
ve yeni stratejilerin geliştirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle tez çalışmasının ikinci bölümünde ise
rt-MKH’lerde kimyasal (5-Aza ve dimetilsülfoksit (DMSO)) ve biyolojik
stimülatörlerin (TGF-β1, FGF-2 ve BMP-2) birlikte
kullanılarak çeşitli farklılaştırma prosedürleri test edilmiştir. 7. günün
sonunda 5-Aza (10 µM) ve DMSO’nun (%1) birlikte kullanıldığı grupta yüksek
hücre canlılığı ve en yüksek kardiyak spesifik belirteçlerin elde edildiği gözlenmiştir.
5-Aza ve DMSO’ya maruz bırakılan hücrelerin kardiyak spesifik proteinleri
(cTroT, SAC, konneksin 43 (Cnx43) ve α-düz kas aktini (α-SMA))
ifade ederek kardiyomiyositlere farklılaştıkları, ancak organize olmayan bir
sarkomer yapısı ve protein paterni bakımından fetal dönem kardiyomiyosit yapısı
gösterdikleri gözlemlenmiştir. Organize sarkomer yapısı ve yetişkin dönem
fonksiyonel kardiyomiyositler elde etmek için insan ve sıçan kaynaklı kemik iliği MKH’leri
(h-MKH ve rt-MKH) epigenetik yeniden programlama (asetilasyon aktivasyonu ve
metilasyon inhibisyonu) ve biyolojik yolak manipülasyonlarını (WNT ve TGFβ
sinyal yolaklarının inhibisyonu) sağlayacak küçük moleküllere (valproik asit
(Va), 5-Aza, DMSO, IWP-2 (WNT inhibitörü), repsox (TGFβ inhibitörü)) maruz
bırakılmış ve hücre morfolojisi, hücre canlılığı, kardiyak spesifik
belirteçlerin gen ve protein düzeyindeki ifadesi incelenmiştir. Sonuçlar, hücre
kaynağına ve küçük molekül kombinasyonuna bağlı olarak farklı hücre morfolojisi
ve kardiyak spesifik gen ifadesinin elde edildiğini göstermiştir. h-MKH’lerde
yüksek hücre canlılığı ile birlikte kardiyomiyosit benzeri homojen bir
morfoloji (uzamış iğsi bir görünüm) ve GATA-4, NKX2.5 ve MEF2C ifadelerinde rt-MKH’lerine göre anlamlı düzeyde artış
meydana geldiği izlenmiştir. 14 gün sonunda yapılan immünfloresan boyama analiz
sonuçları uygulanan farklılaştırma prosedürüne ve hücre kaynağına bağlı olarak
protein ifade paterni ve sarkomer organizasyounun değiştiğini göstermiştir. Her
iki hücre tipinin uygulanan tüm farklılaştırma prosedürleri ile translasyonel
düzeyde kardiyomiyositlere farklılaştığı ancak rt-MKH’lere kıyasla h-MKH’lerin
Cnx43, cTroT ve α-SMA ifadesi bakımından yetişkin kardiyomiyositlere daha çok
benzediği ve daha organize sarkomer yapısına sahip olduğu görülmüştür.
Sonuç olarak kardiyak doku mühendisliği uygulamalarında
çeşitli küçük molekül kombinasyonları kullanılarak MKH’lerin daha yüksek
verimle kardiyomiyosit hücrelerine farklılaştırılabildiği gösterilmiştir.
Ayrıca yetişkin kardiyomiyositlerin elde edilmesinde h-MKH’lerin daha uygun hücre
kaynağı olduğu sonucuna varılmıştır.