Khaosmos'un ontolojisi: Spinoza, Saussure ve Deleuze'ün kesişiminde felsefe için yeni olanaklar üretmek
Tez Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümü, Türkiye
Tez Danışmanı: Cemal Güzel
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Özet:
Bu çalışmada, düşünceyi mutlak kosmos'a ya da mutlak khaos'a ulaştırmaya yönelik felsefi arzuların yarattığı iki uçlu problemin karşısında, khaos ve kosmos'u mutlaklıklarından kurtararak, onları farklı derecelerde simbiyotik ilişkilere sokacak olan khaosmos'un ontolojisi'ni geliştireceğiz. Böylelikle aralıkları göremeyen felsefi eğilimlerin karşısında, tam da bu aralıklarda kalarak, felsefe için yeni semantik olanaklar üreteceğiz. Çalışmanın giriş bölümünde, bahsi geçen iki uçlu problemi felsefe tarihinde somutlaştırmak adına, öncelikle mutlak kosmos'a ulaşma arzusunu temsil eden Hegel'i, ardından da mutlak khaos'a ulaşma arzusunu temsil eden Nietzsche'yi inceleyeceğiz. Devamında, khaos ve kosmos'u farklı derecelerde simbiyotik ilişkilere sokarak söz konusu problem karşısında nasıl bir çözüm üretebileceğimizi özetleyeceğiz. Çalışmanın birinci bölümünde, yorumcuları tarafından çoğunlukla mutlak kosmos'un eşsiz bir örneğini ortaya koymuş gibi değerlendirilen Spinoza'nın dizgesini nasıl hafifletebileceğimizi ortaya koyacağız. Bu bölümde Spinoza'nın kosmos tasarımı, onda barınan khaos anlarının açığa çıkarılışıyla hafifleyecek ve bu da bizi khaosmos'un ontolojisi'nin ilk görünümüne, yani kosmos'tan khaos'a yönelen görünümüne ulaştıracak. Çalışmanın ikinci bölümünde ise, Saussure ve ardıllarının üretip geliştirdiği yapısalcılık yöntemi aracılığıyla, khaos'u mutlaklığından uzaklaştıracak olan hafif kosmos mekânlarını üretmenin bir yolunu bulacağız. Bunun için ilkin, yapısalcılığın hasımlarının cevapsız bıraktığı "Yapısalcılık nedir?" ve "Farklı yapısalcı kuramlar birbirinden nasıl ayırt edilir?" gibi sorulara cevaplar üreteceğiz. Bu cevaplar bizi khaosmos'un ontolojisi'nin ikinci görünümüne, yani khaos'tan kosmos'a yönelen görünümüne ulaştıracak. Çalışmanın üçüncü bölümünde, ilk iki bölümde sadece birbirine yönelen unsurlar olarak değerlendirdiğimiz khaos ve kosmos'u, birbiriyle eşzamanlı olarak ilişkiye giren, böylelikle de hem birleştiren hem de ayıran bir khaosmos olarak yakalayacağız. Yapısalcılığa olan yakınlığını belirgin kılarak ağırlaştıracağımız ve Guattari'yle aralarındaki farklara işaret ederek hafifleteceğimiz Deleuze'le birlikte, khaosmos'un ontolojisi'nin bu üçüncü görünümüne, yani birleştiren ve ayıran khaosmos görünümüne ulaşacağız. Sonuç bölümünde ise, khaosmos'un ontolojisi'nin üç görünümünün felsefe için nasıl olanaklar yarattığı üzerinde duracağız. Onunla birlikte katılaşmış yapıları gevşetebileceğimizi, uçurumlaşan düşünce mekânlarını mutlak derinliklerinden kurtarabileceğimizi ve farklı düşünce modellerini, onlarda yakalayacağımız anlam ve anlamsızlık serileriyle birbirinden ayırabileceğimizi ya da birbiriyle ilişkiye sokabileceğimizi göreceğiz.