Tez Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümü, Türkiye
Tez Danışmanı: Cemal Güzel
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:
Bu çalışmada, gerçekliği hesaba katmasına rağmen ona göre belirlenmeyen bir olanağın, yani “olanak olarak olanak”ın yerinin ontolojik bakımdan belirlenmesinin mümkün olup olmadığını araştıracağım. Her ontoloji araştırmasında söz konusu olduğu gibi bu araştırmada da, araştırma konusunun araştırılma gerekliliği, yapılacak felsefe tarihi çalışması sonucunda, tarihte konuyla ilgili belirlenecek olan aporia’lar üzerinden ortaya koyulacaktır. Çalışmanın giriş bölümünde ilkin, dynamis kavramının Aristoteles’le birlikte kazandığı “olanak” anlamına sahip olmadan önceki ilerleyişi; ardından, Aristoteles’in ona yüklediği olanak anlamının yarattığı güç ve “olanak”ın neden çoğunlukla gerçekliğe göre belirlenen bir unsur olarak Aristoteles’ten tarihe miras kalmış olduğu konuları üzerinde duracağım. Bunun ardından, söz konusu mirasın, Descartes, Spinoza, Hume, Kant, Hegel ve Hartmann tarafından nasıl üstlenilmiş olduğundan bahsedip tarihte, Heidegger’e gelene dek olanağın daima gerçekliğe göre belirlenen bir unsur olarak söz konusu edilmiş olmasından doğan aporia’yı açıklığa kavuşturacağım. Çalışmanın birinci bölümünde, Aristoteles’in tarihe bıraktığı olanak kavrayışı mirasını, üç katmanlı bir yer belirleme denemesi üzerinden ortaya koyacağım. İlk katmanı, Aristoteles’in aporia’larına işaret ederek sınırlarını çizdiği felsefe tarihinin topos’u; ikincisini, tarihteki aporia’ları tekrar üretmeyecek şekilde oluşturulmuş olan Aristoteles’in ortaya koyduğu yeni dizgenin topos’u; üçüncüsünü ise, Aristoteles’in bu dizgeye yerleştirdiği haliyle açığa çıkarılacak olan “olanak” kavrayışının topos’u oluşturacaktır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise, Aristoteles’in tarihe bıraktığı mirasa ilk kez sırt çeviren bir figür olarak belirmekte olan Heidegger’in, yeni olanak kavrayışını, yine üç katmanlı bir yer belirleme denemesi aracılığıyla ortaya koyacağım. İlk katmanı, Heidegger’in onlarda beliren aporia şeritleri üzerinden sınırlarını çizdiği felsefe ve bilimlerin tarihinin topos’u; ikinci katmanı, tarihin topos’unda beliren aporia şeritlerini euporia’ya ulaştıracak şekilde kurgulanmış olan Heidegger’in ortaya koyduğu önontolojik dizgenin topos’u; üçüncüsünü ise, bu dizgede kendini göstermekte olan olanak kavrayışının topos’u oluşturacaktır. Sonuç bölümünde ise, ilkin, mevcut-olana işaret eden gerçekliği tek ölçüt olarak kabul eden ontoloji geleneğinin “olanak olarak olanak”ı yakalama denemelerinin başarısız olmaya yazgılı oluşunun nedenlerine işaret edeceğim. Ardından, böylesi bir olanağın, ancak gerçekliğin zemini (olanak koşulu) olan bir unsur olarak açığa çıkan “yer olmayan yer”inin ontolojik açıdan nasıl belirlenebileceği üzerinde duracağım.