Klinik örneklerden izole edilen stenotrophomonas maltophilia suşlarının antibiyotik direnç paternleri ve moleküler yöntemlerle tiplendirilmeleri


Prof. Dr. DOLUNAY GÜLMEZ KIVANÇ

Tez Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi (Türkçe), Temel Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tez Danışmanı: Prof.Dr. Gülşen Hasçelik

Tezin Onay Tarihi: 2004

Tezin Dili: Türkçe

Özet:

Stenotrophomonas maltophilia, sınırlı bir patojenitesi olmasına karşın, son yıllarda önemli bir nozokomiyal patojen olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle düşkün ve bağışıklık sistemi baskılanmış hasta popülasyonlarında mortalite oranları yüksek seyreden ciddi enfeksiyonlara neden olmaktadır. Yapısal olarak birçok antibiyotiğe dirençli olması nedeniyle, tedavisinde güçlüklerle karşılaşılmaktadır.

Bu çalışmada 1998-2003 yıllarında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Erişkin Hastanesi Klinik Patoloji Laboratuvarı’nda izole edilen 188 hastaya ait 205 S. maltophilia suşu izolasyon sıklığı, antimikrobiyal ajanlara direnç durumu ve aralarındaki genetik ilişki açısından incelenmiştir. İzole edilen S. maltophilia sayısının izole edilen tüm bakterilere oranı 1998 yılında % 0.48 iken 2003 yılında % 1.23 olmuştur. S. maltophilia’nın çoğunlukla      (% 86.8) hastaneye yatıştan 48 saat ve daha sonra üretildiği ve hastaların    % 90.4’ünde altta yatan hastalık bulunduğu saptanmıştır. Yoğun bakım birimlerinde S. maltophilia izole edilme riski diğer servislere oranla daha yüksek bulunmuştur.

Antimikrobiyal ajanlara direnç durumu, agar dilüsyon yöntemi ile NCCLS (Amerikan Ulusal Klinik Laboratuvar Standartları Komitesi) tarafından nonfermentatif bakteriler için önerilen 11 antimikrobiyal ajana karşı (imipenem, meropenem, trimetoprim/sülfametoksazol, amikasin, gentamisin, siprofloksasin, seftazidim, sefepim, sefotaksim, piperasilin, piperasilin/tazobaktam) saptanmıştır. Trimetoprim/sülfametoksazol dışındaki ajanlara direnç % 60’ın üzerinde bulunmuştur. Bu durum, S. maltophilia enfeksiyonlarının tedavisinde diğer nonfermentatif bakterilerden farklı bir yaklaşımın gerekliliğine işaret etmektedir.

Genotiplendirme için ERIC-PCR (Enterobacterial Repetitive Intergenic Consensus PCR) ve PFGE (Pulsed Field Gel Electrophoresis) analizi yöntemleri kullanılmıştır. Çalışılan 205 S. maltophilia suşunda PFGE ile 188, ERIC-PCR ile 180 farklı genotip saptanmıştır. Suşlar tek bir hastaneden köken almalarına karşın oldukça fazla çeşitlilik göstermektedir. Birden fazla izolatı çalışmaya alınan 15 hastanın yalnızca 8 tanesinde izolatlar benzer patern göstermiştir. Aynı patern veren izolatların az olması ve grupların az sayıda suştan oluşması hastanemizde S. maltophilia ile gelişen enfeksiyonlarda çapraz bulaşın yaygın olmadığını göstermektedir. Özellikle devamlı bakım birimlerinde küçük çaplı salgınlar ortaya çıkabilse de alınan önlemler yayılmayı sınırlayabilmektedir.

ERIC-PCR yöntemi, referans yöntem olan PFGE analizine göre daha az sayıda genotip saptayabilmiş olmasına karşın, ayrım gücü yüksek bulunmuştur. İşgücü, zaman ve maliyet açısından avantajlı bir yöntem olması nedeniyle ERIC-PCR S. maltophilia izolatlarının genotiplendirilmesi için uygun bir yöntem olarak belirlenmiştir.