Disfaji diyetinde kullanılan ksantan gamı ve modifiye mısır nişastasının in vivo ilaç salımı üzerindeki etkileri


Yrd. Doç. Dr. FATMA ILGAZ

Tez Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü, Türkiye

Tez Danışmanı: Hülya Gökmen Özel

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Desteklendiği Program: Diğer

Özet:

Disfaji hastalarında katı oral dozaj formundaki ilaçların modifiye edilmeden yutulması zor ya da riskli olabilmektedir. Bu hastalarda en sık başvurulan yöntem toz haline getirilen ilacın bir miktar kıvam artırıcı eklenmiş su ile karıştırılarak verilmesidir; ancak bu uygulamanın, ilaçların in vivo biyoyararlanımı üzerindeki etkileri tam olarak bilinmemektedir. Bu araştırma disfaji tedavisinde kullanılan kalınlaştırılmış sıvıların, model ilaç olarak seçilen levetirasetamın biyoyararlanımı üzerindeki etkilerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Çalışma süresince toz haline getirilen ilaçlar deney gruplarında modifiye mısır nişastası (MN) ve ksantan gamı (KG) kullanılarak 3 farklı viskozite düzeyinde (nektar, bal ve puding) hazırlanan sulu çözeltilerle karıştırılmış, kontrol grubunda ise yalnızca deiyonize su içerisinde çözdürülmüştür. İlk aşamada, diyaliz membran yöntemi kullanılarak, kalınlaştırılmış suyun 4 farklı ilacın (levetirasetam, karbamazepin, atenolol ve sefiksim) in vitro salım hızına etkisi incelenmiş ve her iki kıvam artırıcının da kontrol grubuna göre karbamazepin haricindeki üç ilacın salım hızını anlamlı olarak azalttığı belirlenmiştir. Çalışmanın bir sonraki aşaması olan in vivo deneylere, çözünürlüğü en yüksek olan levetirasetamla devam edilmiştir. In vivo deneylerde, 24 adet dişi Yeni Zelanda albino tavşan kontrol grubu (su+ilaç, n=6) ve deney grubu (kalınlaştırılmış su+ilaç, n=18) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Deney grubundaki hayvanların yarısına KG, diğer yarısına MN ile 3 farklı konsantrasyonda hazırlanan örnekler intragastrik gavaj yoluyla verilerek, kulak arterinden 9 zaman noktasında kan örneği alınmıştır. İki haftalık arınma döneminin ardından deney grupları çaprazlanmış ve gavaj uygulaması sonrasında kan alma işlemleri tekrarlanmıştır. Örneklerdeki miktar tayini sıvı kromatografi-kütle spektrometresi/kütle spektrometresi (LC-MS/MS) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubuna göre deney gruplarında plazma doruk derişiminin (Cmax) daha düşük, plazma doruk süresinin (tmax) ise kısmen daha uzun olduğu ve en düşük Cmax'ın en yüksek viskozite düzeyinde olduğu saptansa da, gruplar arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirlenmiştir (Cmax ve tmax için sırasıyla p=0.117 ve p=0.495). Emilerek kana geçen toplam levetirasetam miktarı (AUC) açısından da kontrol ve deney grupları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir (AUCtüm ve AUCson için sırasıyla p=0.215 ve p=0.183). Kıvam artırıcıların türünün etkisi karşılaştırıldığında, nektar düzeyinde iki kalınlaştırıcı ajanın Cmax değerlerinin farklı olduğu (p=0.038) ancak diğer farmakokinetik parametrelerde, kalınlaştırıcı ajanın türüne göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farkın olmadığı saptanmıştır. Bu sonuçlar, disfajinin diyet tedavisinde sıvı aspirasyonunu önlemek amacıyla yaygın olarak kullanılan iki kalınlaştırıcı ajanın, ilaçlarla birlikte alınması durumunda, sıvının viskozite (kalınlık) düzeyine bağlı olmaksızın, levetirasetamın farmakokinetik etkinliğini ve biyoyararlanımını değiştirmediğini göstermiştir.