The Relationship between Attention Del? cit Hyperactivity Disorder Symptoms in University Students, Electrophysiological Components, and MMPI-2 Scores


Ceylan A. , Culha M., Karakas S.

TURK PSIKOLOJI DERGISI, vol.29, no.74, pp.66-94, 2014 (Journal Indexed in SSCI) identifier

  • Publication Type: Article / Article
  • Volume: 29 Issue: 74
  • Publication Date: 2014
  • Title of Journal : TURK PSIKOLOJI DERGISI
  • Page Numbers: pp.66-94

Abstract

Most behaviors used in the diagnosis of attention deficit hyperactivity disorder (ADHD) are associated with male children, and clinical scales are utilized as additional diagnosis criteria. The stage of knowledge processing at which a cognitive disorder results in ADHD has not yet been identified. This study examined ADHD symptoms based on brain function and determined the correlation between them and clinical scale scores. The sample used in the initial phase of the study consisted of a total of 232 young adults (158 female, 74 male) within the age range of 17 to 25 years (mean = 20.11 ± 1.60). These participants were all university students who volunteered to participate in the study. The sample used in the second phase of the study, which involved electrophysiological measurements, consisted of 17 subjects with ADHD (ADHD+; eight female, nine male) and 16 control subjects (ADHD-; nine female, seven male), all of whom obtained extreme scores on the Adult ADD/ADHD Scale and were right-handed. The effects of the stimulus conditions used in the selective attention neuropsychological task on behavior (correct response percentages and correct response latencies) and event-related potential parameters (amplitude and latency) were tested and analyzed through multivariate analysis of variance (2 x 5). The peak amplitudes of the P200 and P300 groups and the effect of the P300 peak on latency were significant. The relationships between the clinical scale scores and the amplitude and latency values were mostly obtained for the distracting stimuli. Furthermore, the anxiety and depression scores obtained using the Minnesota Multiphasic Personality Inventory-2 (MMPI-2), as well as the lie and infrequency scale scores, were found to correlate with the total score from the ADD/ADHD Scale. These main results showed that a multi-technological bio-psychological approach involving the use of neuropsychological tasks that allow the observation of electrical activity in the brain during the evaluation of ADHD symptoms and personality introduces new perspectives and interpretations. 

 

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)’nun tanılanmasında temelde erkek çocuklara özgü davranışlar kullanılmakta,  ek tanı ölçütü olarak klinik ölçeklerden yararlanılmaktadır.  DEHB’deki bozuklukların bilgi işlemlemenin hangi aşamasındaki bilişsel bozukluktan kaynaklandığı tam olarak ortaya konamamıştır. Araştırmanın amacı DEHB belirtilerini beyin işlevleri temelinde incelemek ve bunların klinik ölçek puanlarıyla olan ilişkisini belirlemektir. Araştırmanın ilk aşamasındaki örneklem 17-25 yaşlar (Ort.=20.11 ± 1.60) arasındaki toplam 232 genç erişkin gönüllü üniversite öğrencisinden (158 kadın, 74 erkek); elektrofizyoloji deneyinin yapıldığı ikinci aşamasındaki örneklem Erişkin DEB/DEHB Ölçeği toplam puanında uç puan alan ve sağ elini kullanan 17 DEHB+ (sekiz kadın, dokuz erkek) ve 16 DEHB- (dokuz kadın, yedi erkek) katılımcıdan oluşmuştur. Seçici Dikkat nöropsikolojik görevindeki uyarıcı koşullarının davranışlara (doğru tepki yüzdeleri ve doğru tepki latansları) ve olay-ilişkili potansiyel parametrelerine (genlik ve latans) etkisi 2 x 5 faktörlü varyans analizi ile test edilmiştir. Grup değişkeninin P200 ve P300 zirvelerinin genliği ve P300 zirvesinin latansı üzerindeki etkisi anlamlı bulunmuştur. Klinik ölçek puanları ile genlik ve latans ilişkileri ağırlıkla çeldiri uyarıcılar için elde edilmiştir. Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri-2’nin (MMPI-2) kaygı ve depresyon puanları ile yalan ve seyreklik ölçeği puanları da DEB/DEHB Ölçeği toplam puanı ile ilişkili bulunmuştur. Bulgular DEHB değerlendirmesinde beyin elektriksel faaliyetinin gözlenmesini sağlayan nöropsikolojik görevlerin kullanılmasını ve kişilik özelliklerinin değerlendirmesini de içeren çok-teknolojili bir biyo-psikolojik yaklaşımın yeni bakış açıları ve yorum olanakları sağladığını ortaya koymuştur.