Mekân Tasarımında Üretken Yapay Zekâ: Anlam ve Faillik
Bodrum Journal of Art and Design, cilt.5, sa.2, ss.228-245, 2026 (TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 5 Sayı: 2
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.58850/bodrum.1773760
- Dergi Adı: Bodrum Journal of Art and Design
- Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
- Sayfa Sayıları: ss.228-245
- Hacettepe Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Üretken yapay zekânın mekân tasarımı eylemine entegrasyonu, tasarım teorisini ve pratiğini yeniden şekillendirmekte ve insan dışı zekânın gelişen rolünün incelenmesini gerektirmektedir. Bu çalışma, yapay zekâyı yalnızca deterministik bir otomasyon aracı olarak değil, tasarımcıyla ikili bir ilişki içinde tamamlayıcı bir unsur olarak konumlandırmayı ve yaratıcı süreçte insan etkenliğinin önceliğini vurgulamayı amaçlamaktadır. Araştırma, Jacques Derrida’nın anlamın sabitlenemezliğine yönelik yapısöküm eleştirisini metodolojik çerçeve olarak benimsemektedir. Bu felsefi mercek üzerinden, yapay zekânın mekânsal form üretimindeki rolü ve makine ile insan arasındaki yaratıcı etkenlik, çeşitli tasarım örnekleri üzerinden ampirik olarak analiz edilmiştir. Analizler, yapay zekânın biçimsel üretimde güçlü bir aktör olduğunu, ancak bağlamsal anlam inşasında insan sezgisine bağımlı kaldığını göstermektedir. Mekânsal üretimde faillik, tekil bir özne olmaktan çıkıp insan ve makine arasında dağıtılmış bir sürece dönüşmektedir. Sonuç olarak bu araştırma, yapay zekânın tasarımcının yerini alan bir unsur olmadığını, onunla iş birliği yapan tamamlayıcı bir fail olduğunu göstermektedir. Dijital entegrasyonun karmaşıklığına yönelik uygulama odaklı öneriler sunan çalışma, geleceğin mekân tasarımında üretken yapay zekâ-anlam-faillik üçgeninin, insan etkenliğinin stratejik rehberliğinde yeniden yapılandırılması gerektiğini vurgulamaktadır.
The integration of generative artificial intelligence (GenAI) into the spatial design process is reshaping design theory and practice, necessitating an examination of the evolving role of non-human intelligence. This study aims to position AI not merely as a deterministic automation tool, but as a complementary element within a collaborative relationship with the designer, emphasizing the primacy of human agency in the creative process. The research adopts Jacques Derrida’s deconstructive critique of the unfixability of meaning as its methodological framework. Through this philosophical lens, the role of AI in the production of spatial form and the creative agency between machine and human have been empirically analyzed through various design examples. The analyses show that AI is a powerful actor in formal production but remains dependent on human intuition in the construction of contextual meaning. Agency in spatial production is shifting from being a singular subject to a distributed process between humans and machines. Consequently, this research demonstrates that AI is not an element that replaces the designer, but rather a complementary agent that collaborates with them. Offering practice-led recommendations, the study emphasizes that the triangle of GenAI, meaning, and agency must be restructured under the strategic guidance of human agency.