573543-Korona Virüs (Covid-19) Salgını Sürecinde Ortopedik Cerrahi Sonrası Evde Bakıma Yardımcı Telerehabilitasyon Cihazının Geliştirilmesi


Kınıklı G. İ.(Yürütücü), Beydağı M. G., Bozgeyik S., Bazancir Z., Güney Deniz H., Gürün H., et al.

TÜBİTAK Projesi, 1005 - Ulusal Yeni Fikirler ve Ürünler Araştırma Destek Programı, 2020 - 2021

  • Proje Türü: TÜBİTAK Projesi
  • Destek Programı: 1005 - Ulusal Yeni Fikirler ve Ürünler Araştırma Destek Programı
  • Başlama Tarihi: Ekim 2020
  • Bitiş Tarihi: Ekim 2021

Proje Özeti

Ortopedi ve Travmatoloji Bilim Dalı, her yaştan çok çeşitli hasta ve hastalık popülasyonunu kapsayan, tıbbın birçok alanında olduğu gibi multidisipliner çalışma prensipleri gerektiren bir anlayışa sahiptir. Cerrahi bir servis olması nedeniyle, hastane ortamında ortopedi alanında özelleşmiş fizyoterapistler bu ekibin ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır. Ortopedistler gerek uzmanlık eğitimi sürecinde gerekse profesyonel hayatlarının her aşamasında uzmanlaştıkları alan ne olursa olsun, fizyoterapistlerle omuz omuza iş birliği içinde çalışmaktadır. Hastanın perioperatif tedavi sürecinde eski hayatına geri dönebilmesi için gerekli olan fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulamalarının gerçekleştirilmesi ve klinik ölçme/değerlendirmelere ilişkin kayıtların başarılı bir şekilde tutulabilmesi için her ortopedistin birebir çalıştığı bir fizyoterapiste ihtiyaç duyar. Erken ortopedik fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulamalarının temel amacı, hastanın mümkünse cerrahi öncesinden başlayarak, postoperatif rehabilitasyon süreci hakkında bilgi sahibi olmasını sağlamanın yanı sıra, postoperatif dönemde hastayı en erken sürede mobilize edip gelişebilecek ikincil komplikasyonları önleyebilmektir. Buradaki temel amaçlardan birisi de hastayı subakut fizyoterapi ve rehabilitasyon sürecine hazırlamaktır. Erken ortopedik fizyoterapi ve rehabilitasyon denilince, ortopedik cerrahi geçirmiş veya geçirmek üzere servise yatırılmış her yaş ve cinsiyetten ortopedik rahatsızlıkları olan bireylere, hastane koşullarında gerçekleştirilen ölçme/değerlendirme, akut ortopedik fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulamaları akla gelmektedir. Bu uygulamalar içerisinde sıklıkla; hasta ve yakının eğitimi, cerrahi sonrası hastanın ağrı ve ödem kontrolünü sağlayacak teröpatik modalitelerin kullanılması, hastanın mümkün olan en kısa sürede (Postoperatif 1.günden itibaren) ayağa kaldırılması ya da yatak içinde mobilizasyonun gerçekleştirilmesi, yatak içi transfer aktivitelerinin öğretilmesi, cerrahi olan ekstremitede eklem hareket açıklığını arttıracak aktif yardımlı ve aktif egzersizlerin fizyoterapist eşliğinde uygulanması, gerekli ise kas re-edükasyonunu sağlayacak elektroterapi modalitelerinin kullanılması, taburculuk kriterleri sağlandığında hastanın yürüme yardımcılarıyla merdiven inip çıkma eğitimlerinin verilmesi, ev programı olarak haftalık takibi yapılacak egzersizlerin öğretilmesi, cerrahi bölgeyi korumaya yönelik bilgilendirilmesi,…vb. gibi ana başlıkları kapsar  (1). Fizyoterapi programı; erken dönem komplikasyonların önlenmesi, kas re-edükasyonu (yeniden eğitilmesi), kuvvetlendirme, esneklik egzersizleri, yürüme ve denge eğitimi, fonksiyonel egzersizler ve ev programı egzersizlerini içerir. Bu uygulamalar gerek cerrahi bölgesinin korunması gerekse bireyin eski fonksiyonel seviyesine dönebilmesi için gerekli olan bir süreçtir (2).

Taburculuk ile birlikte, ortopedik cerrahiler sonrası evde hasta tarafından uygulanmaya devam edilmesi önerilen bu teröpatik egzersizler hem fonksiyonel bağımsızlıklarını kazanması hem de rekreasyonel ve iş aktivitelerine geri dönebilmeleri için altın standart olarak kabul edilmektedir. Yapılan çalışmalar cerrahi sonrası 1. yılda hastaların ağrı olmazsa bile fonksiyonel yetersizliklerinin (3-5) özellikle ameliyatlı tarafta postüral bozukluklara eşlik ederek (6) devam ettiğini göstermekte bu nedenle ev programlarının takip ve kontrolünü önermektedir. Benzer şekilde, Wang ve ark., cerrahi sonrası 6. aya kadar sürdürülen gözetim altındaki ev rehabiliyasyonu ile yapılan fizyoterapi eğitim programının hastaların yürüme kalitesi ve enduransında önemli iyileşme kaydetmişlerdir (7).

Klinik deneyimlerimizle de gözlemlediğimiz hastalardaki en önemli sorun cerrahi öncesinden var olan kronikleşmiş ağrı, hareket ve fonksiyonel yetersizlikler ile birlikte, uzun süredir devam eden hareket etme korkusunun (kinezyofobi) cerrahi sonrasında da devam etmesidir. Artan kinezyofobi, taburculuk sonrası bireyin günlük yaşama olan adaptasyonuna engel olmakta, ev egzersiz programına uyumunu ve fonksiyonel aktivitelerini kısıtlayarak, cerrahi sonrası iyileşme sürecini de olumsuz yönde etkilemektedir (8-10). Bütün hastalar ve bakımverenleri, cerrahiden sonra taburcu edilmeden hemen önce ortopedik cerrahilerine uygun olarak kendileri için hangi hareket aralığının daha güvenli olduğu konusunda fizyoterapistler tarafından bilinçlendirilmektedir. Yine hastanede kaldığı süre içerisinde dislokasyon (eklem çıkığı) ve benzeri istenmeyen komplikasyonları önlemek için hangi hareket ve pozisyonlardan kaçınılması gerektiği ile ilgili detaylı hasta eğitimleri yapılmaktadır. Özellikle taburculuk döneminde, rehabilitasyon merkezlerine erişimi zor olan ve ayaktan rehabilitasyon hizmetlerine gereksinim duyan hastaların, kontrollü bir şekilde fizyoterapistler eşliğinde gözetimli olarak sürdürülen bu ev egzersiz programlarına ulaşabilmesi zor olmaktadır. Yani, her hastanın fizyoterapiste ulaşması ve egzersizlerini kontrollü bir şekilde ilerletmesi ne yazık ki mümkün olamamaktadır. Bu da yapılan cerrahi işlem sonrası potansiyel iyileşmeyi, hastaların fonksiyonel yaşantılarına bağımsız bir şekilde dönebilmelerini olumsuz yönde etkilemektedir. Aynı zamanda yüksek maliyet gerektiren rehabilitasyon hizmetlerinin daha ekonomik yollarla sunulmasının devlet ekonomisine de katkı sağladığı bilinmektedir.

    Şu anda gerek ülkemizin gerekse tüm dünyanın mücadele ettiği yeni tip korona virüs (Covi-19) salgını nedeniyle de karantinada kalan bu hastalar için arttırılmış sosyal izolasyonun teşvik edildiği bir dönemde rehabilitasyon hizmetlerine teknoloji temelli uygulamalarla daha kolay, hızlı ve güvenli bir şekilde ulaşabilir hale gelmesi de alandaki önemli bir ihtiyaçtır. Salgın sürecinde ve hemen öncesinde taburcu edilen hastaların fizyoterapi ve rehabilitasyon hizmetlerinde oluşan bu aksamalar, bu tip hastalara telerehabilitasyon yöntemlerini kullanarak sağlık hizmetini ulaştırabilme ihtiyacını doğurmuştur. Ayrıca, sosyal kısıtlamaların olduğu böyle bir dönemde hareketsiz bir yaşam tarzı ne yazık ki yerini almıştır. Özellikle ortopedik cerrahi geçiren hasta popülasyonunun büyük bir kısmının sokağa çıkma yasağına tabi olan 65 yaş üstü bireylerden oluşuyor olması bizleri böyle bir sağlık hizmeti anlayışını hayata geçirme yoluna itmiştir. Bu yöntemle, rehabilitasyon programlarının da kişiye özel reçetelendirilmesi ve takip edilecek egzersizlerin online uygulamalarla da olsa kontrol edilerek modifiye edilebilmesi bu sistemin en güçlü yanlarını oluşturacağına inanmaktayız.

Böylece, günümüz teknolojilerinden faydalanarak rehabilitasyon hizmetlerini daha düşük maliyetle hastalar için ulaşılabilir ve sürdürebilir kılmak mümkün olacaktır. Bütün bu gerekçelerle, ortopedik cerrahi sonrası hastaların postoperatif 1. günden itibaren kolaylıkla kullanabilecekleri, giyinebilir, portatif, ucuz ve ulaşılabilir, cerrahi bölgeye zarar verebilecek aşırı eklem hareketlerine ulaşıldığında sensörler tarafından eklem hareketlerini algılanarak kişiye sözel, işitsel ve titreşimsel geribildirim vererek uyaran, teröpatik egzersiz protokollerini telefon/tablet/bilgisayar uygulamasıyla gün gün takibini sağlayan, egzersizlerin yapılıp yapılmadığını kaydedebilen, egzersizlerin kontrollü bir şekilde vücut biyomekaniğine ve cerrahi müdahaleye zarar vermeden yapılabilmesine olanak sağlayan, aynı zamanda kişinin egzersizleri gün içinde ne kadar ve hangi eklem açılarında yaptığını hekimine veya fizyoterapistine bildiren, egzersizlerin iyileşme sürecine göre zorluk derecesini telefon/tablet/bilgisayar gibi teknolojik cihazlara yüklenecek uygulamalar vasıtasıyla ayarlanmasını sağlayan, hastanın günlük kaç adım attığı, kaç basamak merdiven çıktığı gibi fonksiyonel hareketlerini kaydedebilen, özel rehabilitasyon hizmeti gerektiren bireyler arasındaki mesafe engelini minimalize ederek düşük maliyetli bir çözüm sunmak için bir yardımcı cihaz tasarlanması planlanmıştır. Aynı zamanda bu cihaz ile cihaz yüklenmiş özel programları bir diz üstü bilgisayar veya telefon vasıtasıyla, telerehabilitasyon özelliği sayesinde, hastanın bir fizyoterapist ile karşılıklı egzersizlerini yapmasına olanak sağlayabilmektedir.

 

 

Ülkemiz imkanları ile gerçekleştirilecek bu sistem yurt içinde ilk olup, yurt dışı muadillerine göre bir takım farklı özelliklere sahip olması ve ihtiyaca göre programlanabilir olması açısından özgün bir değer taşımaktadır. Özellikle diğer telerehabilitasyon teknolojilerinde hastanın takibinin sağlanamaması, ciddi ekipman kurulumu gerektirmesi dezavantaj oluşturmaktadır. Ayrıca, ithal edilen sistemlerin yüksek meblağlarda olması, ulaşılabilirliği kısıtlamaktadır. Ülkemiz koşullarında gerçekleştirilmesi planlanan bu sistemle, benzerlerine göre daha avantajlı fonksiyonlarının olması nedeniyle yurt dışında da ilgi oluşturacağı ve ülke ekonomisine katkıda bulunulması yönünde ilk adımların atılmasını sağlayacağı öngörülmektedir.