INVESTIGATING THE IMPACT OF SOCIODEMOGRAPHIC DYNAMICS ON DIVORCE RISK IN TURKEY
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Nüfus Etütleri Enstitüsü, Nüfus Bilimi A.B.D., Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: İngilizce
Öğrenci: HANDE DENİZ TÜRK
Danışman: Mehmet Ali Eryurt
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bir kurum olarak aile, bireylerin değerlerini ve davranışlarını derinden etkilemekte ve bu değerlerin nesiller arasında aktarılması için bir kanal görevi görmektedir. Evlilik, genellikle aile hayatının başlangıcıdır ve toplum içinde çok önemli bir kurum olarak kabul edilir. Buna karşılık boşanma, bu sosyal kurumun yasal olarak çözülmesi anlamına gelmektedir. Modern değerler ve küreselleşme karşısında geleneksel normlar değişmekte, bu da aile yapısında değişikliklere ve boşanma oranlarında artışa yol açmaktadır. Bu tez, Türkiye'de sosyo-demografik özellikler, geleneksel değerler ve boşanma riski arasındaki karmaşık ilişkiyi incelemektedir. 15-49 yaş arası kadınlara odaklanan 2018 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması verilerinin kullanıldığı çalışmada, boşanma riskini analiz etmek için lojistik regresyon modelleri ve medeni durum ile ilişkili değişkenler arasındaki etkileşimi keşfetmek için çoklu mütekabiliyet analizi kullanılmıştır. Bulgular, bir kadının evlilik sırasında çalışmasının boşanma riskini önemli ölçüde artırdığını ortaya koymaktadır. Evlilik yaşının artması daha yüksek boşanma oranlarıyla ilişkilidir, ancak daha genç evlilik yaşı diğer değişkenler kontrol edildiğinde daha yüksek boşanma riskiyle ilişkilidir. Kadınların daha yüksek eğitim seviyeleri, kesin olmamakla birlikte, artan boşanma riskiyle bağlantılıdır. Evliliğin ilk yıllarında boşanma eğilimi daha fazlayken, çocukların varlığı evlilikleri koruyucu bir etki yaratmaktadır. Aile zoruyla gerçekleşen evlilikler ve başlık parası ya da dini tören olmadan yapılan evlilikler çözülmeye daha yatkındır. Geniş aile yapısı ve akrabalar arası evlilikler daha düşük boşanma olasılığı ile ilişkilidir. Etnik köken ve yerleşim yeri de evlilik istikrarında önemli bir rol oynamakta, Kürtler ve kırsal bölgelerde yetişenler daha düşük boşanma riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu tez, geleneksel değerlerin azalması ile artan boşanma oranları arasındaki karmaşık ilişkiyi vurgulamakta ve gelenekselliğin erozyona uğramasının aileler için özünde olumsuz olmadığını, bireysel özerklik ve kişisel tatmine yönelik toplumsal bir değişimi yansıttığını öne sürmektedir. Boşanma oranlarındaki küresel durgunluğa rağmen, muhtemelen kadınların toplumdaki haklarının ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin güçlendirilmesinin henüz aile ilişkilerine yansımadığı farklı bir demografik geçiş aşaması nedeniyle Türkiye'de bir artış olmuştur. Bu çalışma, Türkiye'de geleneksel değerlerin evlilik istikrarını doğal olarak koruduğu fikrine karşı çıkmakta, bunun yerine tatmin edici olmayan evliliklerde sürekliliği zorlayabileceğini öne sürmektedir. Geleneksel değerlerin, modernleşme ve kadınların statülerinin yükseltilmesiyle uyumlu bir şekilde evrilmesi, gelecekte daha fazla evlilik memnuniyetine ve potansiyel olarak daha düşük boşanma oranlarına yol açabilir. Özetle bu tez, sosyo-demografik faktörlerin ve geleneksel değerlerin boşanma riski üzerindeki çok boyutlu etkilerini vurgulayarak Türkiye'deki evlilik dinamiklerinin anlaşılmasına katkıda bulunmaktadır. Geleneksel değerlerin evlilik istikrarı ve memnuniyetinde oynadığı rolün, yaşanmakta olan daha geniş sosyo-ekonomik ve kültürel dönüşümler göz önünde bulundurularak daha incelikli bir şekilde yorumlanması çağrısında bulunmaktadır.