Hybridity in Geoffrey Chaucer's The Canterbury Tales: Reconstructing estate boundaries


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İngiliz Dili ve Edebiyatı A.B.D., Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2015

Tezin Dili: İngilizce

Öğrenci: NAZAN YILDIZ

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): HURİYE REİS

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışma Geoffrey Chaucer'ın Canterbury Hikayeleri'ndeki karakterlerini toplumsal hareketlilik sonucu arada kalmış Ortaçağ melez kimlikleri olarak ele almaktadır. Bu doğrultuda, bu çalışma Bhabha'nın sömürgecilik sonrası dönem çerçevesinde geliştirdiği melezleşme, arada kalmışlık, üçüncü alan ve taklitçilik kavramlarından yola çıkarak, Chaucer'ın Canterbury Hikayeleri'nde çok farklı Ortaçağ melez kimliklerini gözler önüne serdiğini savunmaktadır. Hiyerarşik Ortaçağ toplumu feodal yapısı, ve ruhban sınıfı, soylular ve köylülerden oluşan katı sınıf ayrımıyla bilinir. Zaman içinde bu toplumsal hareketlilik toplumda yükselen ve alçalan bireylerden oluşan bir "orta sınıf" ortaya çıkardı. Bu "orta sınıfa" mensup Ortaçağ insanı toplumca yüzyıllardır kabul görmüş üç sınıftan hiçbirinde kendilerine yer bulamayarak, bu sınıflar arasındaki alanlarda, Bhabha'nın deyişiyle, "üçüncü alan"larda yaşadılar. Ayrıca, bu orta sınıfın toplumda yükselen kısmı, onların sınıflarında bir yer edinebilmek için soylu sınıfını her şekilde, kıyafetlerini, gelenek ve göreneklerini ve hatta dillerini taklit ettiler. Başka bir deyişle, "orta sınıf"a mensup Ortaçağ insanları içlerinde barındırdıkları eski ve yeni toplumsal konumlarından gelen değer ve ilkelerin karışımı sonucu melez ve taklitçi kimlikler edindiler. Chaucer'ın Canterbury Hikayeleri, üç sınıfa dayanan kesin hatlarla çizilmiş Ortaçağ kimliklerinin kıyısında kendi alternatif kimliklerini geliştiren işte bu "orta sınıf"ı yansıtmaktadır.