Alzheimer hastalığında aromataz ve seladin-1 arasındaki etkileşimin araştırılması
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Farmakoloji A.B.D., Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2015
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HANDE KARAHAN
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): EMİNE PELİN KELİCEN UĞUR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Alzheimer hastalığı (AH), tüm dünyada görülme sıklığı giderek artan, ancak henüz etkin bir tedavisi bulunmayan önemli bir sağlık sorunudur. Nörodejeneratif olaylarla ilişkilendirilen ve AH'de düzeyleri azalan aromataz ve seladin-1 proteinleri arasında bir ilişki olabileceği ve bunun AH'nin moleküler mekanizmalarından biri olabileceği düşünülmüştür. AH'de bu proteinler arasındaki olası ilişkiyi doğrulamak ve bu doğrultuda yeni terapötik hedefleri belirlemek bu tez çalışmasının amacını oluşturmaktadır. Bu amaçla in vitro aromataz ve seladin-1 inhibitörü uygulanan insan nöroblastoma hücrelerinde; in vivo intraserebroventriküler (icv) aromataz veya seladin-1 inhibitörü enjekte edilen sıçanlarda ve bu genlerin silindiği transgenik AH'li farelerde protein düzeylerindeki değişiklikler karşılaştırılmıştır. Hücre kültüründe yapılan farmakolojik inhibisyon deneylerinde seladin-1 protein düzeyinin, aromataz enzim inhibisyonu sonucu arttığı gözlenmiş ve bu, kolesterol- ve östrojen-aracılı koruyucu/kompansatuvar mekanizmalarda artış olarak değerlendirilmiştir. Akut ve kronik icv inhibitör uygulaması deneylerinde kronik seladin-1 inhibisyonunun hipokampal aromataz düzeyinde azalmaya neden olması, bu enzimler arasında protein düzeyinde de bir etkileşim olabileceğini düşündürmüştür. Bunun yanında transgenik AH'li farelerin beyinlerinde görülen yaygın beta-amiloid (Aβ) peptid üretimi ve seladin-1 geni silinmiş Alzheimer'lı erkek farelerde görülen aromataz artışı da bu proteinler arasındaki ilişkiyi destekler niteliktedir. Bu bilgilerden yola çıkarak aromataz ve seladin-1 genlerinin veya enzimlerinin modülasyonu ile AH'ye karşı koruyucu veya tedavi edici etkinliği olan yeni terapötik yaklaşımlar geliştirilebilir.