Anoreksiya Nervoza Tanısı Olan Ergen Kızlarda Duygu Düzenleme, Duygu Tanıma ve Empati Becerileri


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi (Türkçe), Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2016

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Kevser Nalbant

Danışman: Devrim Akdemir

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışma anoreksiya nervosa (AN) tanısı alan ergenler ile herhangi bir psikiyatrik hastalığı olmayan ergenlerin duygu düzenleme, duygu tanıma, empati ve algılanan duygu dışavurumu açısından karşılaştırıldığı kesitsel bir çalışmadır. Depresyon ve anksiyete belirtileri, çocukluk çağı travmatik yaşantıları ve bağlanma güvenliğinin duygusal işlevler ile ilişkisi de değerlendirilmiştir. Çalışmaya 12-18 yaş arasında, AN olan 32 ergen ve araştırma grubu ile yaş, cinsiyet ve sosyoekonomik-sosyokültürel düzey açısından eşleştirilmiş 32 sağlıklı kontrol alınmıştır. Araştırma grubundaki ergenlerde AN tanısını doğrulamak ve kontrol grubundaki ergenlerde psikiyatrik hastalıkları dışlamak için K-SADS-PL kullanılmıştır. Ergenler Yeme Tutum Testi (YTT), Duygu Düzenlemede Güçlükler Ölçeği (DDGÖ), Gözlerden Zihin Okuma Testi (GZOT), Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ-20), KA-Sİ Empatik Eğilim Ölçeği - Ergen Formu ve Algılanan Duygu Dışavurumu Ölçeği (ADDÖ) ile değerlendirilmiştir. Ayrıca Beck Depresyon Envanteri (BDÖ), Çocukluk Çağı Anksiyete Tarama Ölçeği (ÇATÖ), Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (CTQ-28) ve Ebeveyn ve Arkadaşlara Bağlanma Envanteri Kısa Formu'ndan (İPPA) yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda AN olan ergenlerin daha fazla duygu düzenleme güçlüğü yaşadığı, daha fazla aleksitimik özellikler gösterdiği, empati becerilerinde daha fazla kısıtlılık olduğu ve annelerini eleştirel ve düşmanca algıladıkları saptanmıştır. Ayrıca depresyon ve anksiyete belirtilerinin daha fazla olduğu, çocukluk çağı travmalarının yüksek ve bağlanma güvenliğinin düşük olduğu saptanmıştır. Aleksitimik özelliklerin ve depresyon belirtilerinin duygu düzenlemeyi yordayan risk etkenleri olabileceği belirlenmiştir. Elde edilen bulgular ergenlerde AN gelişiminin önlenmesinde ve tedavi stratejilerinin geliştirilmesinde önemli olabilir.