KEKEME ÇOCUKLARDA FONOLOJİK BELLEK VE GÖRSEL-MEKANSAL BELLEK DEĞERLENDİRMESİ
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Kulak-Burun-Boğaz A.B.D., Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2018
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Merve Kahramaner
Danışman: Maviş Emel Kulak Kayıkcı
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Kekeme çocuklarda fonolojik ve görsel-mekansal belleği değerlendiren araştırmalar, kekemelik ve çalışma belleği arasında bir bağlantı olabileceğini düşündürür. Bu çalışmada, kekeme olan ve olmayan çocukların fonolojik ve görsel-mekansal bellek becerilerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışmaya 8.00-10.04 yaş aralığında, 20 kekeme ve 21 kekeme olmayan çocuk katılmıştır. Prosedür iki aşamadan oluşmuştur. İlk aşama, demografik bilgi alımı, doğal konuşma kaydı ve Wechsler Çocuklar İçin Zeka Ölçeği-Geliştirilmiş Versiyon (WÇZÖ-R) uygulamasını içermiştir. İkinci aşama odyolojik değerlendirme, Türkçe İfade Edici ve Alıcı Dil Testi (TİFALDİ), ters sayı dizisi, Benton Görsel Bellek Testi ve Kısaltılmış-Anlamsız Sözcük Tekrarı (K-AST) uygulamalarını içermiştir. Doğal konuşma kayıtları incelenerek kekemelik bulguları ve Ağırlıklı Kekemelik Şiddet Ölçümü ile kekemelik şiddetleri belirlenmiştir. Sonuç olarak, kekeme çocuklar K-AST görevinin doğru üretilen ünlü sayısı (DÜÜS) ve doğru üretilen iki heceli sözcük sayısı (İHS) parametrelerinde kontrol grubuna göre daha düşük performans göstermiştir. Ters sayı dizisi ve Benton Görsel Bellek Testinde gruplar arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Ayrıca K-AST görevinin doğru üretilen fonem sayısı (DÜFS), doğru üretilen hece sayısı (DÜHS) ve doğru üretilen üç heceli sözcük sayısı (ÜHS) parametrelerinde kekemelik şiddetlerine göre anlamlı farklar bulunmuştur. Bu anlamlı farklılıklar, kekeme çocukların fonolojik bellek işleyişinde sıkıntı yaşıyor olabileceğini düşündürmüştür. Ayrıca kekemelik şiddeti arttıkça K-AST performansının düştüğü görülmüştür. Kekemelik ve fonolojik bellek arasında bir ilişki olabileceği ve bu ilişkinin çift yönlü olabileceği düşünülmüştür.